Ne zaman ki bir toplum, Tanrı’yı kendi ufak Çağ-Coğrafya konumları ile kısıtlı vehmeder, yani kendilerini “seçilmiş” ilan eder, bunlar (Musevî kökenli olsun veya olmasın) yahudileşmiş ve yoldan sapmıştır.
Şehâdet yani bu Şâhit-oluş, Allah’a rücu etmektir ve benliğin ölümüdür. Ancak bundan sonra, yani benlik “noktalanarak” sustuğu zaman, Ruh konuşmaya başlar.
Acaba nasıl bir dalalettir ve nasıl bir düşünme/ölçme biçimidir ki, Kişi kendisini (gerçekten böyle olanın huzurunda) Güneş gibi gölgesiz ve hatasız görür ve Tanrı’nın Kelâmı’nı (beşer sözü diyerek) inkâr eder?
O, Rüya’nın karakterlerini yok eden Siyah İmparator ile onları Vahdet’te buluşturan Altın İmparator’un – ki O Şeriat’tır [The Law] – zâtî birliği olan Siyah Altın İmparator ile temsil edilir.
sıklıkla anlatılması bu çıkarımı yapmamıza vesile olur.
Musa Şeriatı’ndan kalan bilgi kalıntılarından birisi, bir Metafizik Anlam Diyagramı olan Hayat Ağacı’dır. Hz. Musa Şeriatı’nın bilgisi bu Metafizik Şema’dan türer.
Bilgi’nin Dâim’inin [Daemon of Knowledge] temsilcisi olduğu Sembolik (Kavramsal) Alan’ından bahsedelim. Bu Sembolik Alan, Bilgi Moru’dur [Knowledge Moor].
Bilgi Edimi’nin (Kavramsal) Alanı, bahsettiğimiz gibi iki yolu içerisinde barındırır: Sezgisel Yol ve Analitik Yol. Bunlar aynı zamanda Mistik-Felsefî olan (yol) ve Teknik-Analitik olan (yol) olarak da düşünülebilir. Ne var ki ikisi temelinde ve özünde “Rûh’un Say’ı”na dayanırlar...
İkinci Kutsal Kap, ne olabilir? Eğer birinci İlm’in kaynağından taşmasını ifade ediyorsa; ikinci Minor Arcana için de, Bilgi’nin Aktarım’ını ifade ettiği söylenebilir.
İnsanın gerçekten de, (kendi kişisel) Zaman’ında geri dönmeyi öğrenmesi, ve bunu icra edebilmesi gerek. Keza ancak bu şekilde, hatalarımızı tespit edebilir ve onlar hakkında tefekkür edebiliriz.