Metafizik Yazıların Özeti
Şu bir gerçektir ki, O’nun Hakikat’i asla Söz’e sığmaz ve sığdırılamaz.
Şu bir gerçektir ki, O’nun Hakikat’i asla Söz’e sığmaz ve sığdırılamaz.
Allah’ın Nazar’ı, muhakkak biz beşerlerden farklı olsa gerek. Bu, Allah’a hiçbir şeyin zor gelmeyişi ile de alakalıdır. Çünkü Allah, sadece bilir durumda değildir, Bilgi’nin de Yaratıcısı konumundadır. Ve önceden bahsettiğimiz gibi, her varlık O’nun bir Kelimesi olarak düşünülebilir.
Ârif ancak “bilmediğini bilirse” Ârif olur, ki bu da çift anlamlıdır.
İnsan-ı Kâmil aslında geri alınmayacak, Kıyamet ile birlikte yok olmayacak tek bilgiye vâkıf olmuştur – Vukûfiyet kazanmıştır.
Aşkınlık ve Dostluk, İmtihan’ı gerekli kılar. Sınanmayan bir Aşk ve sınanmayan bir Dostluk, Gerçek değildir.
Ne zaman ki bir toplum, Tanrı’yı kendi ufak Çağ-Coğrafya konumları ile kısıtlı vehmeder, yani kendilerini “seçilmiş” ilan eder, bunlar (Musevî kökenli olsun veya olmasın) yahudileşmiş ve yoldan sapmıştır.
Şehâdet yani bu Şâhit-oluş, Allah’a rücu etmektir ve benliğin ölümüdür. Ancak bundan sonra, yani benlik “noktalanarak” sustuğu zaman, Ruh konuşmaya başlar.
Acaba nasıl bir dalalettir ve nasıl bir düşünme/ölçme biçimidir ki, Kişi kendisini (gerçekten böyle olanın huzurunda) Güneş gibi gölgesiz ve hatasız görür ve Tanrı’nın Kelâmı’nı (beşer sözü diyerek) inkâr eder?
İlâhî bir ilkedir ki; Bir’den İki, İki’den Üç, Üç’ten ise Onbin Şey doğar.
O, Rüya’nın karakterlerini yok eden Siyah İmparator ile onları Vahdet’te buluşturan Altın İmparator’un – ki O Şeriat’tır [The Law] – zâtî birliği olan Siyah Altın İmparator ile temsil edilir.
Neyden bahsedelim? (Bu) Soru aslında bir Cevap saklıyor. “Bahsede(bile)ceğimiz bir şey olduğu” bilgisini barındırıyor.
Ancak Nitel Sayım ve Nicel Sayım, “Ruh’un Say’ı”nda Tevhid edilirse Bilgi Moru [Knowledge Moor] tamamlanır ve bir Zât-ı İlâhî tecelli eder.
sıklıkla anlatılması bu çıkarımı yapmamıza vesile olur.
Musa Şeriatı’ndan kalan bilgi kalıntılarından birisi, bir Metafizik Anlam Diyagramı olan Hayat Ağacı’dır. Hz. Musa Şeriatı’nın bilgisi bu Metafizik Şema’dan türer.
Bilgi’nin Dâim’inin [Daemon of Knowledge] temsilcisi olduğu Sembolik (Kavramsal) Alan’ından bahsedelim. Bu Sembolik Alan, Bilgi Moru’dur [Knowledge Moor].
Aslında meslekler epistemolojisi, tamamen İnsanlık ve Yaradılış Ontolojisi’ne dayanır, keza Medeniyet zaten buna dayanır.
Bilgi Edimi’nin (Kavramsal) Alanı, bahsettiğimiz gibi iki yolu içerisinde barındırır: Sezgisel Yol ve Analitik Yol. Bunlar aynı zamanda Mistik-Felsefî olan (yol) ve Teknik-Analitik olan (yol) olarak da düşünülebilir. Ne var ki ikisi temelinde ve özünde “Rûh’un Say’ı”na dayanırlar...
Analiz nedir? Analitik Yol, Sezgi Yolu’nun tamamlayıcısı hükmündedir; yani bu ikisi aynı Kavramsal Alan’ın iki “yönü”dür.
Sezgi nedir? Analiz nedir? Ve daha ilerisi için, bu ikisi arasındaki ilişki nedir – nasıl en-iyi’leştirilebilir?
İkinci Kutsal Kap, ne olabilir? Eğer birinci İlm’in kaynağından taşmasını ifade ediyorsa; ikinci Minor Arcana için de, Bilgi’nin Aktarım’ını ifade ettiği söylenebilir.
İnsanın gerçekten de, (kendi kişisel) Zaman’ında geri dönmeyi öğrenmesi, ve bunu icra edebilmesi gerek. Keza ancak bu şekilde, hatalarımızı tespit edebilir ve onlar hakkında tefekkür edebiliriz.