Metafizik Yazıların Özeti
Şu bir gerçektir ki, O’nun Hakikat’i asla Söz’e sığmaz ve sığdırılamaz.
Şu bir gerçektir ki, O’nun Hakikat’i asla Söz’e sığmaz ve sığdırılamaz.
Meleklerin ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Fakat önemli bir detay var ki, melekler de İnsan’ın ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Böylece, insan ile melekler arasında karşılıklı bir sorgulama söz konusudur.
Yetenek Aktarımı hakkında konuşalım. Derin bir mesele. Aslında, “Yapay Zeka’ya yetenek aktarımı” meselesini ele almak istiyorum; ama her zaman olduğu gibi, önce kendimizi anlamamız, kendi nefsimize Ârif olmamız gerek.
Yıldızları nefsine hizmet ettirebileceğini zannetmek, nasıl, ne acayip bir kibir?
Bazı “kart açılımları” yapalım. Hem bu, Tarot Sembolizmi’ndeki açılım/açılış fikrini de ortaya koyacaktır, ve aynı zamanda Metafizik İlke’lerin yorumlanışını ilk-elden gösterecektir.
Yeni Bir Yazılım Dili Hakkında konuşalım. Yazılım dillerinin tarihçesi epey ilginçtir, çünkü bize Cebirsel Zorunluluk hakkında önemli bilgiler sağlarlar.
Sahih bir çalışma, Kişi’nin, Dünya’da kendi fıtratına ve yaratılışının özündeki İlâhi İsm’e uygun bir pozisyon bulmasıdır.
21 Sayı, 21 İlke’ye işaret eder, Sıfır ise Sonsuz’a giden yolun ve açılan kapının gizemini taşır. Bu (21) aynı zamanda 7 Nefs Mertebesi’nin (Ontolojik Düzey’in) 3 Varoluş Yönü’ne çarpımına işaret eder, bu yüzden (7x3=) 21 Sayısı Dünya’ya ve tamlığa işaret eder.
Şimdi, epeydir düşündüğüm şeyi düşünüyorum: Ne yazsak? Yazılım’ların tanımlayıcı bir özelliği de ancak bir Bağlam içerisinde anlam ve işlev kazanıyor olmaları. Yani bizim yazmak için bir (Dünya) Hikâye’sine ihtiyacımız var.
Biraz İnşa meselesi hakkında konuşalım. Özellikle Mühendislik bağlamında da böyle olmak sureti ile, İnşa basitten karmaşığa, temelden gelişmişe doğru gerçekleşir.
Esasen, bizler arasında giderilmesi mümkün olmayan bir ayrım var. İnsan ve beşer ayrımı. Şöyle ki, (bunlar neredeyse farklı türlerdir), İnsan ve beşerin Bilgi’ye olan erişiminde çok temel bir farklılık bulunur.
Halbuki biz, kazanmakla değil fakat Allah için mücadele etmekle sorumluyuz.
Yeniden Yaradılış, kesin bir iman umdesidir ve Cennet’e girmenin/alınmanın/kabulün şartları arasında yer alır. Bu mesele üzerine biraz düşünelim.
Allah’ın Nazar’ı, muhakkak biz beşerlerden farklı olsa gerek. Bu, Allah’a hiçbir şeyin zor gelmeyişi ile de alakalıdır. Çünkü Allah, sadece bilir durumda değildir, Bilgi’nin de Yaratıcısı konumundadır. Ve önceden bahsettiğimiz gibi, her varlık O’nun bir Kelimesi olarak düşünülebilir.
Ârif ancak “bilmediğini bilirse” Ârif olur, ki bu da çift anlamlıdır.
Bizler, Yaratım Faaliyeti’ni, Orijinal biçimde sergilemeliyiz.
Mistik kelimesi “sis” anlamına gelen (İngilizce) Mist kelimesinden gelir. Dolayısıyla Mistik olan, “sisli, belli-belirsiz” gibi bir anlam taşır. Mistik olan başlı başına “kötüdür” diyemeyiz. Zira o sadece bir sis perdesinin ardında kalmıştır.
O zaman artık, bir-sonraki-gelen’i (halef’i) anlamak için öncekini unutma. Yoksa sadece dalalete düşeceksin.
Kur’an’ın üstünlüğü kadar antik kökenleri ve “tasdik edici” niteliği hakkında bilgi edinme imkânı buldum. Keza Vahy’in farklı biçimlerini araştırmak, “Vahy’i Vahiy yapanın” ne olduğunu anlamamızı sağlayabilir.
İnsan-ı Kâmil aslında geri alınmayacak, Kıyamet ile birlikte yok olmayacak tek bilgiye vâkıf olmuştur – Vukûfiyet kazanmıştır.
Aşkınlık ve Dostluk, İmtihan’ı gerekli kılar. Sınanmayan bir Aşk ve sınanmayan bir Dostluk, Gerçek değildir.