Yıldızlar Can Çekişiyor
Yıldızları nefsine hizmet ettirebileceğini zannetmek, nasıl, ne acayip bir kibir?
Yıldızları nefsine hizmet ettirebileceğini zannetmek, nasıl, ne acayip bir kibir?
Şimdi, epeydir düşündüğüm şeyi düşünüyorum: Ne yazsak? Yazılım’ların tanımlayıcı bir özelliği de ancak bir Bağlam içerisinde anlam ve işlev kazanıyor olmaları. Yani bizim yazmak için bir (Dünya) Hikâye’sine ihtiyacımız var.
Biraz İnşa meselesi hakkında konuşalım. Özellikle Mühendislik bağlamında da böyle olmak sureti ile, İnşa basitten karmaşığa, temelden gelişmişe doğru gerçekleşir.
Esasen, bizler arasında giderilmesi mümkün olmayan bir ayrım var. İnsan ve beşer ayrımı. Şöyle ki, (bunlar neredeyse farklı türlerdir), İnsan ve beşerin Bilgi’ye olan erişiminde çok temel bir farklılık bulunur.
Halbuki biz, kazanmakla değil fakat Allah için mücadele etmekle sorumluyuz.
Yeniden Yaradılış, kesin bir iman umdesidir ve Cennet’e girmenin/alınmanın/kabulün şartları arasında yer alır. Bu mesele üzerine biraz düşünelim.
Allah’ın Nazar’ı, muhakkak biz beşerlerden farklı olsa gerek. Bu, Allah’a hiçbir şeyin zor gelmeyişi ile de alakalıdır. Çünkü Allah, sadece bilir durumda değildir, Bilgi’nin de Yaratıcısı konumundadır. Ve önceden bahsettiğimiz gibi, her varlık O’nun bir Kelimesi olarak düşünülebilir.
Ârif ancak “bilmediğini bilirse” Ârif olur, ki bu da çift anlamlıdır.
Bizler, Yaratım Faaliyeti’ni, Orijinal biçimde sergilemeliyiz.
Mistik kelimesi “sis” anlamına gelen (İngilizce) Mist kelimesinden gelir. Dolayısıyla Mistik olan, “sisli, belli-belirsiz” gibi bir anlam taşır. Mistik olan başlı başına “kötüdür” diyemeyiz. Zira o sadece bir sis perdesinin ardında kalmıştır.