Meleklerin ve İnsanların Secdesi

Yetenek Aktarımı hakkında konuşalım. Derin bir mesele. Aslında, “Yapay Zeka’ya yetenek aktarımı” meselesini ele almak istiyorum; ama her zaman olduğu gibi, önce kendimizi anlamamız, kendi nefsimize Ârif olmamız gerek.

Yetenek Aktarımı hakkında konuşalım.

Derin bir mesele. Aslında, “Yapay Zeka’ya yetenek aktarımı” meselesini ele almak istiyorum; ama her zaman olduğu gibi, önce kendimizi anlamamız, kendi nefsimize Ârif olmamız gerek.

Melek(e)lerin de Yaratıcı’sı, Âlemlerin Rabbi olan Allah’tır. Onlar, bir Âlem ile birlikte var olurlar. Bu, beşerlerin bir Dünya Bağlamı ile var olmamız, doğuşa gelmemiz gibidir. İnsan ile Dünya, birbirine benzer, birbirini aynalar, ama tam olarak aynı şey değildir, değil mi?..

Sonuçta; biz yaşayanlar (Hayy-Kayyum tecelligâhı olanlar) olarak, bir “yer”de ikâmet ediyoruz, değil mi? İşte melekelerimiz ikâmet ettiğimiz Âlem/Dünya ile etkileşimimizi sağlarlar.

Bir biçimde, Biz de onların ikâmet/yaşam dünyası oluruz. Kısacası, melekler de beşerler de Bizimle kendilerini izhar ederler, Yaşam’da yer edinirler. Böylece Allah, Doğu’nun ve Batı’nın Rabb’idir. En doğunun meleklerinin de, beşerlerin de… Bununla birlikte melekler kendi kendilerini aşamazlar, bu ancak İnsan’ın Kader’idir. Gene de biz, birlikte yaşarız.

İnsanlar, daha doğrusu beşerler için, cin ve meleklerin varlığı ve benliğini anlamak/tanımak tabîi olarak zordur; keza beşer, benlik/nefs denilen şeyi tekil/ayrık/katı bir şey gibi vehmetmeye meyillidir. Eğer Hayy ismi Doğu, Kayyum ismi Batı olarak düşünülecek olursa, beşer nefsi batı tarafına daha yakındır. Yani onlar, nefslerini “sınırları-belirli-bir-obje” olarak vehmediyorlar. Bu, beşerin “Ben” diye tahayyül ettiği, fakat gerçekte bir hayalden gerçekten de farklı olmayan bir şeydir. Ama beşer zihni, “beşerî-bireyselliğe” (ki burada onun – kelimenin – yüce anlamı olan Ferdiyet’ten bahsetmiyoruz, fakat tekil ve katı “sınırlılık-belirlilik” algısından bahsediyoruz) benzetemediği her canlılık çeşidini inkâra meyillidir. Basit bir soru: Hiç ağaçlarla konuştunuz mu? Veya rüzgârla? Sokaktaki hayvanâta selam veriyor musunuz? Yanlışlıkla incitirseniz özür diliyor musunuz? Hâlbuki Hayat’ın Sahibi ancak Hayy-Kayyum olan, Âlemlerin Rabbi, Ahad-Samed olan Allah’tır. Fakat insanoğlu, Bilinç/İdrak nedir bilmiyor. (Bu yüzden de onu nefslerine ait bir şey sanıyor.)

Doğal olarak, nefslerine pay/nasip olarak katılık düşen biz beşerler, nefslerine pay olarak hareket ve etkileşim düşen farklı varoluş çeşitlerini tanımakta zorlanırız. Öğreten ancak Rabbimiz olan Allah’tır.

Açıkçası, melekler de İnsan’ı (Âdem’i) tanımakta zorlanmıştı. Ama biliyoruz ki, ikisi arasında gerçek ve çok değerli bir Dostluk mümkündür. Buna en güzel örnek, Hz. Peygamber ile Hz. Cebrail arasındaki dostluk/muhabbettir. Buradaki büyüklük/Azamet, ikisinin de kavimlerinin en kâmil olanları olmalarıdır.

 Peki, yetenek [skill] nedir ve bir melek/meleke arasındaki fark nedir? Açıkçası, melekler nazariyatına en baştan girmek istemiyorum, bu yüzden lütfen önceki Yazı’lara bakın. Bu konuda epey yazdık.

Şimdi sizlere Doğu ile Batı’nın birliğini göstereyim: Yukarıdaki paragrafın ikinci cümlesi, birinci soru cümlesinin cevabıdır. İşte yetenek budur, yani “yazılmış olanın çağrısı” veya “yazılmış kuvvetin çağrısı”dır. Bunlar, Dünya’nın Bir’liği anlaşılmadan anlaşılamazlar. Çünkü onlar birbirlerine döngüsel biçimde bağlı hâldeler, yani râbıta etmekteler. Sen de, kendi konumunu (samimiyetle) bilmeden, bu yazılanların hiçbirini anlayamazsın; çünkü sen bunların dışında değilsin. O zaman içinde bulunduğun âleme, dışarıdan bakmaya çalışma.

Daha somut ifadesi ile; bir Kabiliyet, Zihnimin kıvrımlarında seyreden bir elektrik (dumansız alev?!) örüntü biçiminin adıdır. Bu Seyir, benim içinde bulunduğum Dünya Bağlamı sayesinde oluşur. Ki o da tüm ışık ve enerjisini Güneş’ten alır. Bir bakıma, Güneş’teki enerji patlamaları ve Semâ’da çakan şimşekler ile benim zihnimde çakan düşünce şimşekleri çok benzerdir. Bu hem Metafizik hem de Fizik açıdan böyledir; sadece bulunduğumuz Âlem’in mizânı gereği arada fizîki ölçek farkları var.

Demek ki, tüm bunlar Allah’ın Hayy-Kayyum isimlerinin tecellileridirler ve Rahman’dan başka ilah yoktur. Bir Kabiliyet ise, Yaşam Denilen Bağlam’dan öğrendiğimiz, belirli bir “anlam çağrısı”dır. (Bknz.: Ruh’un Çağrısı). Onu kelimelerle çağırırız.

08.05.2026

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 695

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir