Biraz İnşa meselesi hakkında konuşalım. Özellikle Mühendislik bağlamında da böyle olmak sureti ile, İnşa basitten karmaşığa, temelden gelişmişe doğru gerçekleşir. Keza, İnşa esasen bir Sayma Süreci’dir ve dolaysıyla matematiğin kesin ve net yasalarına uyar. Bu, tamamen teorik bir Model inşası söz konusu olunca da böyledir, fiziksel bir inşa uğraşı söz konusu olunca da böyledir; bununla birlikte, İnşa düşüncede başlar ve Uygulama kısmı (Ontolojik açıdan) sonradan gelir. (Burada sonralık ile zamansal bir sonra’dan ziyade, Düşünce’nin Uygulama’nın Ontolojik temeli olduğu ifade etmeye çalışıyoruz; gene de bu zamansal tezahüre de yansır ve bu önceden tasarlama işine Tasarım deriz.)
Dolayısıyla, halkın zannettiğinin aksine, Mühendislik somut yapılardan önce Düşünce İnşası’na odaklanır. Fakat halk, görünenin ardını göremediği için, yani arka plandaki Teori’yi bilmediği/bilemediği için, sadece sonuçlara odaklanır. Bu durumda, Mühendislik’ten farklı olarak tamamen işin teorisi ile ilgilenen temel Bilim ve İlim alanları hakkında külliyen cahil kalır.
Mühendisliğin bu İlim Hiyerarşisi’nde ilginç bir konumu vardır. O, 4 Kast’tan “altın”dan ziyade “gümüş”e daha yakındır. Bilgi’yi pratik kullanıma ve insan hayatının kolaylaştırılmasına yönelttiği için, Savaşçı/Şövalye kastına daha yakındır. Bu aynı zamanda onun bir alt “bakır” ligde olan Tüccar kastı ile ilişkili olduğu anlamına gelir. Gerçekten, Mühendis matematiksel-mantıksal bir düzen kurma işi ile uğraşır, fakat bir yandan Bilgi’ye (nispeten) uzak kalmış ve sadece satışları/ticaretleri ile ilgilenen Tüccar kastına da bazı temel mantık meselelerini anlatmak/açıklamak gibi bir sorumluluğu vardır. Aslında, her Kast, kendisinden üstün olana – tamamen İlmî anlamda – itaat etse idi, yani onun Bilgi açısından üstünlüğünü kabul etse idi, tüm işlerimiz çok daha kolaylaşırdı.
Bu arada belirtmeden geçmeyelim ki, Kişi’nin içine doğduğu kastı aşması mümkündür, fakat kolay değildir ve sık görülen bir durum değildir. Esasen bu, Kişi’nin ailesini – İlmî düzey açısından – aşması anlamına gelir. Ayrıca, bir Kişi birden fazla kastın özelliklerini barındırabilir, ki bu durumda [değeri] mantıken üstün olan kast ile tanımlanır. Keza her kast bir yukarısı ile bağlantılıdır ve ilişki içerisindedir. Mesela “gümüş” takım, Bilgi’yi/İlm’i uygulama yönüne yöneltir ve bu (idarî) amaçla ondan faydalanır; bununla birlikte, gene de teoriye erişimi vardır ve irade edip çalışıp çabalarsa işin saf İlmî boyutunu kendisine dert edinebilir. O zaman sadece işin İlm’i ile ilgilendiği için Âlim sıfatına mazhar olur, ve bu onun Savaşçı sıfatını yitirdiği anlamına da gelmez. Yani hem “altın”ın yani saf İlmî teorinin, hem de “gümüş”ün yani bilginin Mühendislik’inin yetkinliğine sahip olur.
13.03.2026