Şu sıralar, programlama çalışıyorum ve birkaç ufak proje tamamladım. Şimdi, epeydir düşündüğüm şeyi düşünüyorum: Ne yazsak? Yazılım’ların tanımlayıcı bir özelliği de ancak bir Bağlam içerisinde anlam ve işlev kazanıyor olmaları. Yani bizim yazmak için bir (Dünya) Hikâye’sine ihtiyacımız var. Artık disiplinler arası sınırlar giderek bulanıklaşıyor, ve ümit ediyorum ki, gelecek nesiller asıl önemli olanın para/mal/mülk değil fakat İnsanlık olduğunu anlayacak. Keza Dünya, ancak İnsan ile Ruh kazanır. Beşerlerin yaptıkları seçimleri göreceğiz, artık İnsan olmanın ne demek olduğunu sorgulamak zorunda olduğumuz bir döneme giriyoruz. Belki, böylece sonunda beşerler, beşeriyyet ile İnsanlık’ın aynı şey olmadığını görür, ve kendi kan dökücülüklerinden utanırlar.
Allah Adil’dir ve “hesabı seri kesen”dir (Seri ul Hisab).
Beşer, her zaman olduğu gibi bugün de (kibri ile) kendisini üstün-varlık zannediyor. Oysa “üstünlük ancak takvadadır”. Takvanın ne olduğunu merak edenler Frieren’in animesindeki Frieren ve Serie’den bunu öğrenebilirler. Ama tabii o Dünya’da insanlar gerçekten insan: Yeşil ve Vicdan’ın diri olduğu bir Dünya.
Programlama ve Yazılım (Yazılış) meselesine dönelim. Keyifli olduğu doğrudur. Esasen, enerjinin bilgisayarda aktığı yolların inşa edilmesidir. Dolayısıyla Mânâ Akışı’na şekil verilmesi, onun yönlendirilmesidir. Fakat dediğimiz gibi neye göre, ne için bu programları oluşturuyoruz? Bunu anlamak için İnsan’ı ve Dünya’sını anlamak lazım.
Neden “bunu anlamak için İnsan’ı ve Dünya’sını anlamak lazım”? Çünkü bir önceki Yazı’da bahsettiğim gibi, İnşa öncelikle Düşünce’de gerçekleşir. Biz, sadece onu belirli Enstrüman’lar aracılığıyla aktarıyoruz. Böylece, düşünerek ve onu aktararak Dünya’ya katılım sağlıyoruz. Bunu (umulur ki olumlu) bir katkı olarak düşünürsek – dostumun söylediği gibi: Dua, “katkı”dır. Ve İnsan’ın en önemli duası/katkısı, işini en güzel şekilde yapması ve kendi alanındaki kaosu/anlaşmazlığı temizlemesidir. Bu sebepten, İnsan’ı sembolize eden sınıf(lardan birisi de) Simyager’dir [Alchemist]. Keza o, Dünya’nın (beşeriyyet) kaosunu arındırma ve onda ikâmet eden Medeniyet’i en güzel hâline getirme çabasındadır.
Demek ki bizim, Medeniyet tesis etmek için yazmamız lazım ve onu kaos ve gürültüden arındırmamız lazım. Bu aynı zamanda onu vampirizm’den arındırmak anlamına gelir. Ki bunun (vampirizm’in, sömürgecilik’in) Ontolojik (Varoluşsal) Temel’lerinin anlaşılması onu artık saklanamaz hâle getirecektir. Böylece onların sistemlerini ortadan kaldırabilir veya sömürüyü onlardan temizleyebiliriz. Unutmamak lazım ki, suç araçta değil kullanıcısındadır. (Yani Zihniyet’tedir.) Önceki sahibi kötüyse, bu atın suçu değil ya?
Siyasetten hiç hazzetmem, ama Rusya Başkanı Putin’in şu sözleri çok hoşuma gitmişti: “Vampirlerin balosu sona eriyor”. Burada Batı’da görülen vicdânî uyanışın da etkisi var. Çünkü orada, Gazze’deki soykırımı görüp uyananlar var. Umarım İslam’ı bizzat tek kaynak olarak Kur’an’dan öğrenirler.
14.03.2026