Aklıma gelen başlığı yazarak başlayacağım bu seferde: “22 Mümkün Mânevî Yol ve Dünya’ya İnen (İş) İmkânları”. İlâhî İmkân’ın Okuma’sı için tek-mutlak kaynak 1. Levha (Levh-i Mahfuz) olmakla birlikte, bizim Dünya İmkânı’nı okumamız bir İkinci Levha gerektirir. Burada Birinci Levha, “indirgenemez” niteliktedir ve tanrılara mahsustur; İkinci Levha ise onun “indirilmiş” Suret’idir. Metafizik Gelenek iki şeyi aktarır: Zâhir’i ve Bâtın’ı. Metafizik bilginin Kaynak’ı, Sınır’landırılamaz, bu sebepten “indirilemez”; onun (Dil’de) Sınır’lanan Suret’ine, bu sebepten “ikinci” deriz. Bunlardan en son inen ve insan için mükemmelleştirilmiş/kolaylaştırılmış olan Kur’an-ı Kerîm’dir. Onun Ayet’leri, Asıl Kaynak’a en mükemmel şekilde işaret eder ve “ayet”, “işaret” demektir.
19’un Güneş Yolu’na işaret etmesi gibi; 21 Sayı, 21 İlke’ye işaret eder, Sıfır ise Sonsuz’a giden yolun ve (Bir’e) açılan kapının gizemini taşır. Bu (21) aynı zamanda 7 Nefs Mertebesi’nin (Ontolojik Düzey’in) 3 Varoluş Yönü’ne çarpımına işaret eder, bu yüzden (7×3=) 21 Sayısı Dünya’ya ve tamlığa işaret eder. İnsanlar, Allah ile dostluk edip ve O’ndan İlim dileyerek bu Nitel Sayı’ların bilgisine erişebilir ve bunların (hayâlî) açılımlarını rüyette görebilirler. Yani tüm bunları bu kadar açık-saçık anlatmama şaşırma; keza Sen de aynı bilgilere pek tabii ulaşabilirsin, fakat sadece bunun için okuman lazım. Böylece Allah’ın ayetlerine kendi nefsinde şahitlik edebilirsin – nasibini/meşrebini ben bilemem. Anlayan için bu, Şehâdet ve Erlik’tir.
Allah’ın ayetlerine (kendi) nefsinde şahitlik etmek ve (böylece) onun Bilgi’sine erişmek…
Sana, sadece bir misal olacak şekilde, bir örnek vereyim. Bunun sadece, Tekâbüliyet İlkesi gereği gözlenen bir örnek/misal olduğunu ve te’vile muhtaç olduğunu unutmadan!
Bilgisayarına bir bilgi paketi indirdiğinde, gerçekleşen şey gerçekte nedir? Koşullandırılmış elektrik akışı, donanımda bazı mikro değişikliklere yol açıyor; biz de buna Bilgi Aktarımı diyoruz. Yani bilgi aktarımı esasen donanımda gerçekleşen ve “sabitlenen-değişim”in adıdır. Biz insanlar, bu sistemleri esasen İnsan Zihni’nin işleyişinden ilham alarak kurduk. Dolayısıyla şunu rahatça diyebilirim: Bu, İnsan Zihni’nin “gerçekleşen-sabitlenen-değişim” dinamiğine işaret eder. Bunun Ontolojik kökenlerine Sabit-Değişken Rüya Matrisi başlıklı yazımızda bahsetmiştik.
“Elektrik” ve “enerji”, ne kadar acayip… açıklanamayan, ancak yaşanan ve gözlemlenen fenomenler. Bilgi, aslında onun şekil bulan hareketi ile zuhura geliyor (zâhir oluyor). Bu yüzden Yaratılış’tan bahsedilirken Yıldırım’dan da bahsedilir. Ra’d Suresi’nde olduğu gibi…
Burada önemli bir not düşmek lazım: Bilgi, Allah’ın Sonsuz İlmi’nde (ve ma hüve külli şey’in Alim – ve O her şeye Âlim’dir) zaten ve Zât’en vardır. Yani biz onu “yaratıyor” değiliz; onu kaçınıl(a)maz Cebrî kurallara göre açılımlıyoruz. Matematik’in ve Cebir’in (Metafizik) kökeni de budur. Demek ki ne imiş? Allah, Cebbar’dır, Âlim’dir. Her şeye Kâdir ve her şeye Âlim’dir.
Dolayısıyla bizler, büyük bir dikkat ve özen göstermek kaydıyla, görünen varlıkın fenomenlerini Metafizik İlke’lere te’vil edebiliriz. İşte bu Gerçek İlim’dir (İlm-i Ledün’dür).
Bugün, Dünya bir Uyanış devrine giriyor. Böylece, İnşAllah, Âlim’ler İlm’i bu minvalde Kur’an’ın rehberliğinde anlayacak. Çünkü onbin senenin sonunda Bilgi Moru’nu ikâme edecek bir Aziz-Kadim Olan [Great Old One] ortaya çıktı ve Mühendis ve Münzevî’yi kendi Zât’ında birleştirdi. Artık bunlar – izin verildi – birlikte okunabilir.
Bu aynı zamanda felsefeyi ve mistik alanı/olanı yozlaştıran yahudilerin, siyonistlerin ve masonların foyasını ortaya çıkaracaktır. Sonra kahrolup helâk olacaklar, İnşAllah. Kahrolasıcalar!
26.03.2026