Düğümlerin Çözümü
Karmaşa, ancak karmaşayı doğurur. Karmaşa’yı, Kaos’u “çözen” ise ancak sadeliğe, Bir’liğe olan yöneliştir. Bunu İnsan-Eşya ilişkisi üzerinden açıklamak istiyoruz.
Karmaşa, ancak karmaşayı doğurur. Karmaşa’yı, Kaos’u “çözen” ise ancak sadeliğe, Bir’liğe olan yöneliştir. Bunu İnsan-Eşya ilişkisi üzerinden açıklamak istiyoruz.
O kimseler ki
Sonsuz yapraklı bir Ağaç’ın yaprakları ile uğraşmaktalar
Her baktıkları yaprağa yeni bir ad takmaktalar
Zamanın Akışı, saymaya olanak verir ve diyebiliriz ki Zaman’ın anlaşılması yaratım sürecinin anlaşılmasıdır.
Varlığın bu sayımı ki, Varsayım’ları oluşturur/oluşa getirir. Bu bağlamda Varsayımlar, neleri saydığımız ve nelere saygı gösterdiğimiz ile ilgilidir.
Eğitim, en basit anlamıyla bir Şekil verme işidir. Yani Kişi’nin benliğine/zihnine şekil vermesi işidir. Şekil verme vasfı ile, Yazı yazmaya benzer. Eser oluşturulur ve bu Eser Kişi’nin kendisidir.
Kelimeler, Gerçeklik’e ait bazı özellikleri “yüklenirler”. Bu Kelimelerin zikri ise, bunların Kişi’nin Benlik’inde yeniden canlanmasına yol açar.
Rabb sürekli bir biçimde Nefs’i kendisi ile birlikte/Bir’likte olmaya ve Kendi’sinden vereceği Tohum/Rabbâni İlham ile, Nefs’in doğurgan yani üretken/yazan/yaratıcı vasfını açığa çıkartmasını istemektedir.
Bu yazıda İbn Arabi'nin Yaradılış mertebeleri ile ilgili kelâmını, biraz daha açarak İlhamın Mertebeleri olarak yeniden yorumladık.
İnsan’ı anlayan, İnsan Eli’nin yazdığı Eser’i de anlar. Bu bakımdan, Sanatçı’yı anlamak ve Sanat Eseri’ni anlamak birdir. Anlanan ve anlaşılan işte bu Bir’liktir.
Her Sûret, Hakk’ın bir yaratımıdır. Sûret’in ötesinde, Hakk’ın onun izhâr ettiği, oluşa getirdiği bir Tecelli yer alır. Sanatçı Kadın, gördüğü Sûret’in Bâtınî veçhesini idrâk edemeyip, bu Sûret’i “tapılası” bir şey zannetmiştir.
Biri Önde
Diğeri Arkada
İki Yürek
İkisi de yanmakta
İnsan Bilgi’yi yaratamaz, ancak ve ancak özümseyebilir. Yaratılmış ve ölümlü bir mahluk olmasından mütevellit, İnsan Bilgi’yi ancak bir kaynaktan nasiplenir.
Etik ve Estetik, İnsan’ın eylemlerinin Sünnetullâh’a olan uygunluğunu/uyumunu ifade eden kelimelerdir. Sünnetullâh ise Allâh’ın (yaratış) ahlâkıdır.
Bu Yazı’da, mantık kurallarını kullanarak Akledeceğiz. Neden? Vicdan’ımız ve Din’imiz bunu buyurduğu için. Yani bizim için Akl’ımız, Vicdanımızın bir hizmetkârı olacak. Buna da Vicdan’a hizmet etmek işlevini sergilemesi bakımından, İşlevsel Akıl diyeceğiz.
Düşünüyoruz ki, burada akla yatkın bir sebep vardır. Yani Zina’nın haram kılınışında. Fakat tabii ki Tanrı, kendi yaratımına, yani kendi yarattığı uzvî ihtiyaçlara “kötülük” atfedecek değildir. Düşünmekteyiz ki, her “haram” gibi, burada da Metafizik İlkeler ile bir uyumsuzluk söz konusudur.