Aslî Yaratıcı

Her Sembol, Zaman’ın Seyr’i ile meydana gelir. Her Harf, Nokta’nın Zaman ile Seyretmesi sonucu oluşur, yani yaratılır. Bu bir hakikattir ki, hiçbir Sembol veya Harf için istisnâsı yoktur.

Her Sembol, Zaman’ın Seyr’i ile meydana gelir. Her Harf, Nokta’nın Zaman ile Seyretmesi sonucu oluşur, yani yaratılır. Bu bir hakikattir ki, hiçbir Sembol veya Harf için istisnâsı yoktur.

Bu Hakikat’in anlam açılımlarından birisi şudur: Anlam, harf ve semboller için, ancak Zamansal nitelikleri sayesinde mümkündür. Demek istediğimiz şu ki; Kelimeler ve Semboller, ancak Zamansal nitelikleri sayesinde okunabilir. Yani Kelimeler, Zamansal nitelikleri göz ardı edilirse, okunamaz.

Okumayı olanaklı kılan, İnsan Bilinci’nin işte bu Zaman ile Seyri’dir. Bu da demektir ki, okumak bir yolculuktur. Okuyucu yolcudur.

Peki yolculuk nereyedir? Yol nereye çıkar? Bu soruyu cevaplamak için, hatırlamak ve zikretmek gerekir ki, Yazı da Zaman ile yazılmıştır. Yazı, bu minvalde “Zaman ile Seyir”in Hikâyesi’dir, yani “Yazar’ın Yolculuğu”dur.

Dolayısıyla okumanın iki veçhesi vardır: Bunlardan birincisi, Yazar’ın dünyasına yapılan yolculuktur, yani “Yazar’ın anlaşılması”dır. İkincisi, ise Kendi İç dünyamıza yaptığımız yolculuktur, ki bu da Yazar’ın anlamanın tek yoludur. Değil midir ki, Yazar İnsan’dır. Bu sebepten yaratılmışlar arasından ancak bir İnsan tarafından tam anlamıyla anlaşılabilir. Böylece anlaşılan “Ortak İnsânî Tecrübe”dir, yani İnsanlıktır. Tasavvufi bir tâbir ile, İnsanlık Nûru yani Nûr-u Muhammediyye’dir.

İnsanları buluşturan Hakk’tır. Kalpleri yakınlaştıran O’dur, Allah’tır. Demek ki “Kitap”ı, yani “Hak Kitap”ı anlamak; Yazar’ı, Kendi’mizi, İnsan’ı ve İnsanlık’ı, hepsinin yaratıcısı olması ve Mutlak Varlık olması hasebiyle Hakk’ı anlamaktır.

Yaratıcı, bir tek olan Allah olduğundan, bu “Zaman ile Seyir”, “Allah ile Seyir”dir.

“Zaman ile Seyir” ile anladığımızdan ve Zaman’ın da yaratıcısı Allah olduğundan, bu şekilde anlamak, “Allah’ın anlatması”dır.

“Birlikte Seyreden’lerin” dost oluşu ile, “Allah ile Dostluk”tur.

Mutlak Yaratıcı yani Aslî Yaratıcı, Allah olduğundan, “Allah’ı vekil edinmek”tir.

Eklemeden geçmeyelim. Yazar da, “yaratıcı fiil” sergilemesi bakımından yaratıcıdır. Fakat, “İnsan Yazar” için bu yaratım ancak İç dünyasının izlenmesi olduğundan, ve bu İç dünya Allah tarafından yaratıldığı için, “İnsan Yazar” Aslî Yaratıcı değildir. Aslî Yaratıcı, yani yaratımı için hiçbir şeye muhtaç olmayan yaratıcı, Allah’tır. Bu sebepten İnsan, İnsânî Yaratım için Aslî Yaratıcı’ya muhtaçtır. Böylece İnsan ancak “Allah’ı vekil edinerek” yaratabilir, yani kendi derûnunda yaratılanı sergileyerek.

Rabbul meşrıkı vel magribi la ilahe illa huve fettehızhu vekila.

Doğunun ve batının Rabb’idir O. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O’nu vekil edin.

Müzemmil Suresi 9. Ayet

Allahu haliku kulli şey’in ve huve ala kulli şey’in vekil.

Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve her şey üzerine vekildir.

Zümer Suresi, 62. Ayet

25.07.2023

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 486

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir