Aziz, Azamet Sahibi Olan
O'dur, yürekleri ateşe veren, küllerini Rüzgâr'a savuran.
O'dur, yürekleri ateşe veren, küllerini Rüzgâr'a savuran.
İnsan’ın güzelliği sezmesi için, İnsan olması yeterli (ve gerekli) bir şarttır.
İrade melekemiz ile, bu kendi kendimize şekil verme işi için; Kitap, “değişmez” ve “sarsılmaz” oluşu ile İnsanlığımız Kalesi gibidir.
Her Sembol, Zaman’ın Seyr’i ile meydana gelir. Her Harf, Nokta’nın Zaman ile Seyretmesi sonucu oluşur, yani yaratılır. Bu bir hakikattir ki, hiçbir Sembol veya Harf için istisnâsı yoktur.
Karmaşa, ancak karmaşayı doğurur. Karmaşa’yı, Kaos’u “çözen” ise ancak sadeliğe, Bir’liğe olan yöneliştir. Bunu İnsan-Eşya ilişkisi üzerinden açıklamak istiyoruz.
O kimseler ki
Sonsuz yapraklı bir Ağaç’ın yaprakları ile uğraşmaktalar
Her baktıkları yaprağa yeni bir ad takmaktalar
Zamanın Akışı, saymaya olanak verir ve diyebiliriz ki Zaman’ın anlaşılması yaratım sürecinin anlaşılmasıdır.
Varlığın bu sayımı ki, Varsayım’ları oluşturur/oluşa getirir. Bu bağlamda Varsayımlar, neleri saydığımız ve nelere saygı gösterdiğimiz ile ilgilidir.
Eğitim, en basit anlamıyla bir Şekil verme işidir. Yani Kişi’nin benliğine/zihnine şekil vermesi işidir. Şekil verme vasfı ile, Yazı yazmaya benzer. Eser oluşturulur ve bu Eser Kişi’nin kendisidir.
Kelimeler, Gerçeklik’e ait bazı özellikleri “yüklenirler”. Bu Kelimelerin zikri ise, bunların Kişi’nin Benlik’inde yeniden canlanmasına yol açar.
Rabb sürekli bir biçimde Nefs’i kendisi ile birlikte/Bir’likte olmaya ve Kendi’sinden vereceği Tohum/Rabbâni İlham ile, Nefs’in doğurgan yani üretken/yazan/yaratıcı vasfını açığa çıkartmasını istemektedir.
Bu yazıda İbn Arabi'nin Yaradılış mertebeleri ile ilgili kelâmını, biraz daha açarak İlhamın Mertebeleri olarak yeniden yorumladık.
İnsan’ı anlayan, İnsan Eli’nin yazdığı Eser’i de anlar. Bu bakımdan, Sanatçı’yı anlamak ve Sanat Eseri’ni anlamak birdir. Anlanan ve anlaşılan işte bu Bir’liktir.