Kendime Mit; Adem ile Havva
Adı sanı bilinmez bir adamdım, yaşardım. Nereden geldim bilinmez, nereye giderim bilmezdim. Bir aşk ki düşmüş başıma, sırtlamışım Kaf Dağı’nı. Şimdi geziyorum, sırtımda Kaf Dağı.
Adı sanı bilinmez bir adamdım, yaşardım. Nereden geldim bilinmez, nereye giderim bilmezdim. Bir aşk ki düşmüş başıma, sırtlamışım Kaf Dağı’nı. Şimdi geziyorum, sırtımda Kaf Dağı.
İlâhî Rahmet ki Kişi’yi İnsan’laştırıp, hür ve özgür kılar. Özgür olan, köle olmayandır. Demek ki Kölelik’in esasları Özgürlük’ün esaslarını dışlar ve onun bir “tersi”dir.
Anahtar Kavram’lar olarak ifade edebileceğimiz İlke’ler varoluşları gereği Varoluş'un farklı katmanlarında müşahede edilebilir.
Ben ki, kaçılamayacak olanım
Ben ki, acımasız, intikamcı
Ruh’un inim inim inlemekte
Kabirden kurtulmuş, zindana atılmış
Rahman’ın İlahi Rahmet’i ile cümle varlıkları kuşattığını, Varlık’ın tüm varlıklara Nefes verdiğini söylemiştik. Ontolojik bir İlke olan Nefes’in tecellilerinden birisi de İlham’dır.
Merhamet, İlahi Rahmet ile aynı Öz’den gelir ve aynı Ontolojik İlke’lere dayanır.
Varlık’ın cümle varlıklara sunduğu bu Alan, onlara "Nefes alıp verme imkânı” sağlar.
Var oluş amaçları bu şekilde “ters-yüz edilen” melekeler adeta “kirlenir”.
İnsan, kendisini tanımayanların arasında kendisi yabancı, mahzun ve boşlukta hisseder.