Bu yazıyı, Mania Teorisi’nin bir devamı olarak, Kabuslar Nazariyatı’nın bir devamı olarak yazıyorum.
Mania, esasen amaçlılık’ın yitirilmesi ile ortaya çıkar; kabuslar da bundan nasiplerini alırlar. Yani Mana, amaçlılık’a yöneldiği yolda engellerle karşılaşır ve önü tıkanan bir akarsu misali giderek daha toksik ve zehirli bir hal alır. Keza akarak, Akış ile, temizlenemez.
Mania’ya yol açan tıkanıklıkları, “psişik düğümler” veya kompleksler olarak düşünebiliriz. İblis bilerek (kasten) mânâ yolunu/akışını tıkamaya çalışır ki çektiği Set üzerinden çıkar elde etsin/iddia kanıtlasın. Bu yüzden Biz, “iddia sahibi olmayı” hoş görmeyiz ve yozlaşmanın bir semptomu olarak buna nazar ederiz (görürüz).
Mania’nın farklı çeşitleri inceleme konusu olabilir ama bunun için, bundan önce, bazı temel şeylerden – Teorik Temel’lerden – bahsetmek gerekir.
Şöyle ki, Mania’nın temelinde İnsanlık’a duyulan veya diyebiliriz ki Kişi’nin “kendi İnsanlık’ına duyduğu” İnanç’ın yitirilmesi yer alır. İblis buna çabalar ama teknik detaylarına şimdilik girmeyelim. İnsanlık’a karşı (“beşeriyyet” demiyoruz) duyulan/düşülen bu İnanç Yitimi, Değersizlik Kompleksi olarak da adlandırılabilir.
(Günümüzdeki Zekâ Fetişizmi de başlarda olmak üzere) Kıyas fetişizmi/takıntısı, Değersizlik Kompleksi ve İnanç Yitimi ile birlikte Mania Oluşum’na yol açar/açabilir. Bu sebepten İblis’in argümanları hep (ustaca) Kıyas üzerine kurulur.
Tabii ki o, bunu yaparak kendisini gizlenmiş bir ön-varsayım olarak, “diğerlerinden üstün olduğu” varsayımı ile sunar. Böylece onun kıyas-mantığına bulaştığınız anda zaten kazanmış olur. Ne menem strateji!
O zaman ona ancak bir Reddiye ve bir Yanlışlama (Yanlışlama Metodu) ile cevap verilmelidir/veririz. Kadir kıymet bilmek bu demektir. La İlahe İllAllah, Muhammeden ResulAllah.
Halbuki biz, kazanmakla değil fakat Allah için mücadele etmekle sorumluyuz.
05.03.2026