Tabiat ve Tabiî Mantık Hakkında
Tabiat içerisinde meydana gelen (her şey) kendi içerisinde tutarlıdır ve kendi özünden gelen mantığına haizdir.
Tabiat içerisinde meydana gelen (her şey) kendi içerisinde tutarlıdır ve kendi özünden gelen mantığına haizdir.
Zât’tan, O’nun Ahadiyyet’inden sonra, yazılabilecek hiçbir şey yok; çünkü O’ndan ötesi yok. Hoş, öncesi de yok ya…
Her meleke, bir Sıfat’a bağlıdır. Belirli bir meleke/kabiliyet geliştirip, onun bağlı olduğu bir Sıfat ile tanışıklık kurabilmek için bir mücadeleden geçeriz.
Allah’ın o belirli varlıka yönelik husisi bir veçhesi bulunur, ona husisi olarak Rablik eder ve ona Asl’ı olan İlâhî İsim’i öğretir.
Peki, mana akışı nasıl canlandırılır? Seyir nasıl başlar?
Genesis şiirlerinin bir açılımı olan yazı ise, bu kök-yazı ile aynı Boyutsal Özellikleri taşır...
Değişkenlik, sabitlike göreceli olarak mevcuttur, tersi de söylenilebilir. Mutlak Olan içinse, ne sabit ne de değişken diyebiliriz; keza her ikisi de bir "kayıt'landırma"dır, oysaki Mutlak, Sınırsız’dır.
Çocukken, hafızamda kalıcı yer edinen anılarım arasında, gece yapılan araba yolculuklarının özel bir yeri vardır.
Gerçek’te var olan belirli Nitelik’lerin bir Yazım Ortamı’na yansıtılması Hayal Yazımı’nı meydana getirir.
“Rastgelelik” kavramı ile sıklıkla karşılaşırız, özellikle mühendislik literatüründe. Dolayısıyla, bu kavram ile kastedilen şeyin ne olduğuna da nazar etmek durumu/zorunluluğu ortaya çıkar.
Kişi, her şeyi kendi Anlayış’ına göre sayar, ve Sayı kavramını buna göre algılar.
Tasarım olmadan, bir (niceliksel) Ölçüm’den söz edemeyiz. Tasarım ise fikir ile alakalıdır, bir İdea’ya/Arketip’e karşılık gelir.
Nehir, ana Akış hattında aktıkça, yan dalları olan akarsular da “kendiliğinden” oluşa gelecektir.
Fiziksel Ağ Yapısı fiziksel nesneleri “yakalarken”, Ağ Modeli zihinsel (soyut) nesneleri yakalar.
Genel olarak Yazı’nın felsefesi (Yazım Nazariyatı), “cebirsel ifadelerin temsillerinin yazımı”nı da kapsar.