Ra’nın İzleri

İlk yaratılışları itibari ile, tüm bozulmamış, Antik Alfabe’ler Vahiy kökenlidir.

Alfabe’nin tüm harfleri, kendilerini gösteren bir Sembol ve duyuran bir Titreşim’e sahiptir. Bunlar, sıralı bir biçimde, anlamlı bir Bütün oluştururlar. İlk yaratılışları itibari ile, tüm bozulmamış, Antik Alfabe’ler Vahiy kökenlidir. Zira bunlar aynı zamanda Bütün’lükleri, yani bir Alfabe oluşturmaları itibariyle Metafizik Düzen’in bir “yansıması”, bir “iz-düşümü” niteliğindedirler. Zaten başka türlü “indirilmeleri” de düşünülemezdi, ki bu “iniş” de “Zaman’ın Seyr’i ile açığa çıkış”tır. Ve her varlıkın Boyutsal Özellik’lerinin, onun Nitelik’i ile ayrılmaz biçimde bağlı olduğunu ve Nitelik’i açığa çıkardığını söylemiştik. Tabii Asıl olan Nitelik olmakla beraber, varlıkların Boyutsal Özellik’leri bunların açığa çıkmasına olanak sağlıyordu.

Böylece Teşbih Sanatı’nda bahsettiğimiz “İlke’lerin ifadesi”, sadece bu harfler ile de mümkündür. Keza zaten bunlar başlı başlarına Metafizik bir İlke’yi temsil ederler. Tabii ki burada müteşâbih ayetleri te’vil edecek değiliz. Daha ziyade bunların İlke’ler düzeyi ile olan bağına işaret etmek istiyoruz.

Bu şekilde Antik Sembol’ler, Varlık Mertebeleri’nde, Şehâdet Âlemi’nden “üst” düzeylerde yer alan ve Varlık’ın Kendi’sini yakınlıkları itibariyle bu şekilde adlandıracağımız “Temel Form’lar”dır.

Ruh’un Zaman ile Seyr’i, bu Zaman Ötesi hakikatlerin tecellisini meydana getirir. Bunu daha “alt” düzeye ait kavramlar ile ifade edip, mesela şöyle de diyebiliriz: Kahraman’ın Hikâye’deki Seyr’i, Arketip’lerin sahne alışını meydana getirir. En son Varlık Mertebesi’ne, yani Şehadet Âlemi’ne aynı İlke’yi uyarlayarak, bu sefer de diyebiliriz ki: İnsan’ın Yaşam’daki Seyr’i, sabit (Zaman Ötesi) İsim ve Sıfat’ların tecellisini meydana getirir.

O zaman diyebiliriz ki: Seyir İlkesi, Varlık’ın “üst” düzeylerinden “alt” düzeylere “iniş”i sağlar. Saat Sembolizmi’nde de bahsettiğimiz gibi, Simetri İlkesi’ne göre de, bu Seyir aksi yönde “yükseliş”i meydana getirir. Simetri İlkesi ise Denge İlkesi’nden kaynaklanır. Ve Mutlak Denge ise Mutlak Birlik’ten kaynaklanır. Mutlak Bir olan ise Mutlak Varlık’tır.

Böylece Birlik (Tevhid) İlkesi’nden yola çıkılarak diğerleri türetilebilir. Ki bu da Sembolik dilde hem Elif’ten diğer tüm harflerin türeyişine hem de Bir’den diğer tüm sayıların türeyişine tekabül eder.

Böylece İlke’lerin farklı Varlık Mertebeleri’nde “paralel” biçimlerde açığa çıktığını görüp, buradaki Tekabüliyet İlkesi’ni tespit etmiş oluyoruz.

10.09.2023

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 486

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir