Cennet Müfredâtı
İnsan’a öğreten Rabbi’dir. Bir beşer, bir beşere bir Harf dâhî öğretemez. Şu hâlde, okulun amacı nedir?
İnsan’a öğreten Rabbi’dir. Bir beşer, bir beşere bir Harf dâhî öğretemez. Şu hâlde, okulun amacı nedir?
Mesleklerin, İlâhî Sıfatlar ile olan bağıntısına değinmiştik. Şimdi de bir örnek üzerinden, Jung’un Kollektif Bilinçdışı dediği şeyi inceleyelim.
Düşünce’yi toparlayamamak, esasen onu tevhid edememek anlamına gelir. Şu hâlde, insan nasıl huzur bulabilir?
Asl’ımız gerçekten de nefsimizin yazarı olan Hakk’tır, ve “O’nun veçhinden başka her şey helak olucudur”.
Kişi; Kelimelerin Bilgisi’nde yeterince derinleşir ise, Rüya’nın “yozlaşma”sına karşı bağışıklık kazanır.
Değişkenlerin aldığı değerler bir Bütün olarak deseni oluşturur, yani Model’i meydana getirir.
İnsanın Yanılgı’ya düşmesi demek, kesrette kaybolması, Vahdet’i idrak edememesi/görememesi anlamına gelir. Bunu Akademik cihetten inceleyelim.
Yazı, Dil Arkhitektoniği cihetinden, belirli katmanlara sahiptir. Esasen, Hakk’ın bir tezahürüdür ve Ontolojik Hiyerarşi’ye tâbîdir.
(Seyir İlkesi’nden daha önce bahsetmiş olsak da, bu Yazı’yı tamamen ona ayırdık; ki kendi başlığı altında bulunsun.)
Rüya’da, misal… Hakk’ın ilham ettiği hakikatini, o rüyayı olduğu/görüldüğü gibi yazmadan, bu İlham’ı nasıl Yazı’ya aktarabiliriz?
Bilgi, bizzat varlıktır. Başka bir deyiş ile, biz olduğumuz şeyin bilgisine sahibiz; veya bizzat o bilginin kendisiyiz.
Tabiat içerisinde meydana gelen (her şey) kendi içerisinde tutarlıdır ve kendi özünden gelen mantığına haizdir.
Zât’tan, O’nun Ahadiyyet’inden sonra, yazılabilecek hiçbir şey yok; çünkü O’ndan ötesi yok. Hoş, öncesi de yok ya…
Her meleke, bir Sıfat’a bağlıdır. Belirli bir meleke/kabiliyet geliştirip, onun bağlı olduğu bir Sıfat ile tanışıklık kurabilmek için bir mücadeleden geçeriz.
Allah’ın o belirli varlıka yönelik husisi bir veçhesi bulunur, ona husisi olarak Rablik eder ve ona Asl’ı olan İlâhî İsim’i öğretir.
Peki, mana akışı nasıl canlandırılır? Seyir nasıl başlar?
Genesis şiirlerinin bir açılımı olan yazı ise, bu kök-yazı ile aynı Boyutsal Özellikleri taşır...
Değişkenlik, sabitlike göreceli olarak mevcuttur, tersi de söylenilebilir. Mutlak Olan içinse, ne sabit ne de değişken diyebiliriz; keza her ikisi de bir "kayıt'landırma"dır, oysaki Mutlak, Sınırsız’dır.