Rehberlik İlkesi
Kaybolanların bir rehber araması gibi, o Rehber de kaybolmuşlar arasında bir ümit (eden) arar.
Kaybolanların bir rehber araması gibi, o Rehber de kaybolmuşlar arasında bir ümit (eden) arar.
Peki, söylenen hatalı bir söz söylemenin bedeli nedir? Âşıklar bilir ki, bunun cezâsı bir ömür sürer.
Yazılış, her zaman manevî bir sayma işlemine göre gerçekleşir. Dolayısıyla; Yazı, doğduğu Kaynak Nokta’ya göre sıralanır. Başlangıç Noktası aynı zamanda Odak Noktası ve Doğum Noktası’dır.
Tao-culuk’ta bahsi geçen “on bin şey”, sınırı belirsiz çokluka işaret eder. On bin, ilk dört sayının (1+2+3+4=10) toplamı olan tetraktis’in dördüncü kuvvetidir (10^4). Tecelliyat Anlayışı’na ve Sonsuz Yeniden Yaradılış’a (Halk-ı Cedîd’e) işaret eder.
Hakk’ın Kelâm’ı da, aynı kendisi gibi, yıkılmaz-aşınmaz-eskimez niteliktedir
Yazılış’ın Katmanları’nda bahsettiğimiz gibi; Bilgi, katmanlarda geçerek Yazı’ya dökülür – yansır. “Yarattıklarının şerrinden”, “Felak’ın Rabb’ine sığınırım”. Bu sebepten; Varlık’a rücu etmek gerekir, bunun için de bir önceki katmana nazarımızı çevirmemiz gerekir, ta ki Kaynak’ına varıncaya kadar. Yol uzun olabilir, fakat…
Önce parçalara böler, sonra da (kendi) böldüklerini toplar. Sonra da sorar: “Neden bu işlemlerin sonu gelmiyor?”
İnsan’a öğreten Rabbi’dir. Bir beşer, bir beşere bir Harf dâhî öğretemez. Şu hâlde, okulun amacı nedir?
Mesleklerin, İlâhî Sıfatlar ile olan bağıntısına değinmiştik. Şimdi de bir örnek üzerinden, Jung’un Kollektif Bilinçdışı dediği şeyi inceleyelim.
Düşünce’yi toparlayamamak, esasen onu tevhid edememek anlamına gelir. Şu hâlde, insan nasıl huzur bulabilir?
Asl’ımız gerçekten de nefsimizin yazarı olan Hakk’tır, ve “O’nun veçhinden başka her şey helak olucudur”.
Kişi; Kelimelerin Bilgisi’nde yeterince derinleşir ise, Rüya’nın “yozlaşma”sına karşı bağışıklık kazanır.
Değişkenlerin aldığı değerler bir Bütün olarak deseni oluşturur, yani Model’i meydana getirir.
İnsanın Yanılgı’ya düşmesi demek, kesrette kaybolması, Vahdet’i idrak edememesi/görememesi anlamına gelir. Bunu Akademik cihetten inceleyelim.
Yazı, Dil Arkhitektoniği cihetinden, belirli katmanlara sahiptir. Esasen, Hakk’ın bir tezahürüdür ve Ontolojik Hiyerarşi’ye tâbîdir.
(Seyir İlkesi’nden daha önce bahsetmiş olsak da, bu Yazı’yı tamamen ona ayırdık; ki kendi başlığı altında bulunsun.)
Rüya’da, misal… Hakk’ın ilham ettiği hakikatini, o rüyayı olduğu/görüldüğü gibi yazmadan, bu İlham’ı nasıl Yazı’ya aktarabiliriz?
Bilgi, bizzat varlıktır. Başka bir deyiş ile, biz olduğumuz şeyin bilgisine sahibiz; veya bizzat o bilginin kendisiyiz.
Tabiat içerisinde meydana gelen (her şey) kendi içerisinde tutarlıdır ve kendi özünden gelen mantığına haizdir.