Toplumların Tanışması ve Sosyolojik Araştırma
Kur’an, “sizi tanışasınız diye kavimler olarak halk ettik” der. Demek ki, her kavmin, diğer dünya toplumlarını/medeniyetlerini tanımak gibi bir sorumluluğu da bulunur.
Bilgi Felsefesi. Bilginin oluşumunu ile bilgi üreten faaliyetlerin sınır ve değerlerini inceliyoruz.
Kur’an, “sizi tanışasınız diye kavimler olarak halk ettik” der. Demek ki, her kavmin, diğer dünya toplumlarını/medeniyetlerini tanımak gibi bir sorumluluğu da bulunur.
Yazılış’ın Katmanları’nda bahsettiğimiz gibi; Bilgi, katmanlarda geçerek Yazı’ya dökülür – yansır. “Yarattıklarının şerrinden”, “Felak’ın Rabb’ine sığınırım”. Bu sebepten; Varlık’a rücu etmek gerekir, bunun için de bir önceki katmana nazarımızı çevirmemiz gerekir, ta ki Kaynak’ına varıncaya kadar. Yol uzun olabilir, fakat…
Önce parçalara böler, sonra da (kendi) böldüklerini toplar. Sonra da sorar: “Neden bu işlemlerin sonu gelmiyor?”
İnsan’a öğreten Rabbi’dir. Bir beşer, bir beşere bir Harf dâhî öğretemez. Şu hâlde, okulun amacı nedir?
Mesleklerin, İlâhî Sıfatlar ile olan bağıntısına değinmiştik. Şimdi de bir örnek üzerinden, Jung’un Kollektif Bilinçdışı dediği şeyi inceleyelim.
Değişkenlerin aldığı değerler bir Bütün olarak deseni oluşturur, yani Model’i meydana getirir.
İnsanın Yanılgı’ya düşmesi demek, kesrette kaybolması, Vahdet’i idrak edememesi/görememesi anlamına gelir. Bunu Akademik cihetten inceleyelim.
Bilgi, bizzat varlıktır. Başka bir deyiş ile, biz olduğumuz şeyin bilgisine sahibiz; veya bizzat o bilginin kendisiyiz.
Tabiat içerisinde meydana gelen (her şey) kendi içerisinde tutarlıdır ve kendi özünden gelen mantığına haizdir.
Her meleke, bir Sıfat’a bağlıdır. Belirli bir meleke/kabiliyet geliştirip, onun bağlı olduğu bir Sıfat ile tanışıklık kurabilmek için bir mücadeleden geçeriz.