Türeyiş ve Mizan arasındaki bir ilişkiye değinmek istiyorum – ki bu benim Yazı’larımın mizanı/düzeni için de geçerlidir, fakat genel olarak bu söyleyeceklerim seri, sıralama ve “yazılanların bağlantılı oluşu” ile alâkalıdır. Bu sıralanış/seri/bağlantılı-yazılar mantığı, cebirsel, bilimsel, tarihsel vb. açılardan da düşünülebilir.
Bunların hepsinde bir ilk-ortaya-çıkış (Yaratılış), bir çeşit keşif görülür. Daha sonra, bu (yeni) temel bilgi üzerinden yeni bilgiler üretilebilir (Yazılış). Bu yazılanlar aşama aşama birikerek bir yazılanlar-serisi oluşturur (Yayılış/Türeyiş). Şimdi ise benim incelemek istediğim alan, bu yayılımın/yayılışın/türeyişin nasıl bir Düzen’e bağlandığıdır. Bizler, ancak bütüncül bir Düzen/Mizan anlayışı ile bu biriken yayılımı kontrollü bir biçimde anlayabiliriz. Keza İnsan Zihni’nin sınırsız sayıda yazıyı okuması da, zihinde sınırsızca (artan) sayıda zihinsel objeler oluşturmak da imkânsızdır. Bu fiziksel ve biyolojik olarak da mümkün değildir.
Bununla birlikte; Yayılış’ın Mizan’a bağlanışı da zaten bir Metafizik İlke’dir, bu Nitel Sayım’da 3’ten sonra 4’ün gelmesi gibi Cebrî bir Zorunluluk’tur. Sonuç olarak, İnsânî bakış açısına dönersek, İnsan Zihni yayılımı gene bir Mizan Ölçüsü içerisinde algılamak zorunluluğu hisseder. Benzer bir meseleye “İşlem Aşımı (veya İşlem’leri Aşmak)” ve alâkalı yazılarda Analiz-Sezgi ilişkisi üzerinden değinmiştik.
Bahsettiğimiz Mizan Ölçüsü, diyebiliriz ki artık “oturmuş” bazı doğrulardan ve bunları bütüncül bir şekilde anlamlandırmayı sağlayan, o (belirli) Alan’a dair bir sezgiden oluşur. Ancak bu şekilde ortaya bir disiplin veya (özelleşmiş) bir Alan ortaya çıkar.
Bir örnek ile meseleyi tamamlamaya çalışalım. Bir dövüş sanatları stili/disiplini düşünün. Onun artık “oturmuş ve yerleşmiş” yol-yordamları” vardır. Fakat bu noktaya gelmek için, o disiplini en temel hareketlerinden başlayarak tesis etmesi gereken bir pîr-i fâni vardır. Ancak Mizan Ölçüleri tesis edildikten sonra o bir disiplin olarak (tanınabilir ve) bir müfredât ile sunulabilir. Müfredât ise önceden hazırlanmış bir öğretiler düzenidir. Fakat onun ortaya çıkışının; ancak Yaratılış-Yazılış-Türeyiş aşamalarından, yeni bir mânâda da Ontoloji-Epistemoloji-Metodoloji aşamalarından geçilmesi ile mümkün hâle geldiğini unutmamak, hatırda tutmak gerekir.
İşte ancak bu şekilde bir müfredât düzeni belirir. Bu yazdıklarımız 4. Nitel Sayı’yı, Bütünlük’ü ve Bireyleşme İlkesi’ni anlatmaktadır.
20.10.2026