Dünya Hikâyesi’nin Gelişimi [Progression of The World Story]

Kahramanlar bu şekilde, halkın ve eski yöntemlere alışmış atalarını beklentilerini aşarak Dünya’nın Hikâye’sini ilerletirler. Sonuç olarak bu, yeni düşünce biçimlerinin oluşmasına ve ortaya çıkmasına yol açar. Kahramanlar, bu aşkın tavrı – Aşk’ın tavrını – gelecek nesle de miras bırakırlar: “İlerlemeye devam et, seni bekliyor olacağım.”

Çağın getirdiği paradigma değişiklikleri ve eğitim sürecine olan etkisini yazmak istiyorum. Ama bunun için Kahraman arketipini biraz yakından incelememiz gerekecek.

Kahraman, yeni bir yol açan kişiye denir. Halkının ve eskilerin imkânsız kabul ettiği şeyi hedef belirleyip onu gerçekleştirir. Yani bir anlamda kahraman, insanların dünyasını genişletir – yeni bir keşif ile. O artık o yoldan yürüdüğü için, herkes bunun mümkün olduğuna şahit olur.

Kahramanlar bu şekilde, halkın ve eski yöntemlere alışmış atalarını beklentilerini aşarak Dünya’nın Hikâye’sini ilerletirler. Sonuç olarak bu, yeni düşünce biçimlerinin oluşmasına ve ortaya çıkmasına yol açar. Kahramanlar, bu aşkın tavrı – Aşk’ın tavrını – gelecek nesle de miras bırakırlar: “İlerlemeye devam et, seni bekliyor olacağım.”

Peki, şimdi bunun paradigmalar ile ve değişimi ile nasıl bir alâkası var? Önce Paradigma kelimesine bir bakalım. Bir Paradigma, belirli bir düşünce biçimi, formudur. Sırf bu tanım bile kahramanın onunla alâkasına işaret eder. Hatırlayınız ki Kahraman’ın yeni düşünce biçimleri, yeni yollar açtığını söylemiştik. Kahraman bir yazar, sanatçı, bilim insanı, komutan vs. olabilir. Mesele onun yeni bir (hayırlı) yol açmasıdır, ki bu da Fetih Suresi’nde işaret edildiği gibi Fetih’tir.

Gelgelelim gene paradigmalara… Kahramanların Dünya Hikâyesi’ni ilerletmeleri sonucunda, Çağ’ın koşulları değişir ve Zaman’ın Ruh’u kendisini yeni bir hâl ile izhâr eder. Çin takvimleri gibi bazı Doğu geleneklerinde de yılların birer hayvan ile temsil edilmesi, aslında Zaman’ın Ruh’unun tecellî çeşitlerine, bir bakıma İlâhî İsimlere işaret eder. (Zaten hayvan arketipleri, İlâhî İsimlerin 3 Varoluş Yönü’nde sembolleri olarak işlev gösterir.) Yani, Dünya Hikâyesi’nin merkezinde yer alan Paradigma belli periyotlarla değişir. Kahramanların eylemleri/işleri, sürekli merkeze yönelen ve bir açıdan da onu açılımlayan/açıklayan işlerdir. Sonuç olarak Zaman bir noktaya kadar sıkışır ve yeni bir Dünya Anlayışı doğuşa gelir. Daha sonra, insanlar da zorunlu olarak bu Dünya Anlayışı içerisinde 3 Varoluş Yönü’nden seçim yaparlar. Şikâyet eden aşağılaşır ve şükredip hamdeden yücelir. Ruh, iyi veya kötü ayrımı yapmadan, bir Dünya Anlayışı sunar. Bizler de, yaşadığımız ve içine doğduğumuz çağın insanları olarak, hikâyeye iyi-kötü yerinden veya ortasından katılırız.

Eğer bu Çağ’ın merkezine yeni doğan paradigmaya gelecek olursak; o belki de bir Yunus sembolü ile karşılanabilir. Özellikle şu yönü önemlidir:

Yunus spiral formunu andırır ve tam bir tur dönmek istediğinde, ya kuyruğuna çarpar ya da tam bir çember oluşturmadan, çembersel bir spiral hareket yaparak yüzer. Vücudu soru işaretlerini (?) andırır ve rekürsif [recursive] bir fonksiyona benzer hareketi. BU çağın Yunus’u, tüm bu çağ-değişimlerinin ve onların iç içeliğinin anlaşılması ile doğuşa gelir. Eskiden, klasik bir giriş-gelişme-sonuç paradigması vardı ve bunlar sıralı ilerlerdi. Sıra gene vardır ama daha ziyade bunlardan giriş ve sonuç birbirine tekâbül eder hâldedir. Bunun en yakın örneği olarak Okuyucu, hemen şu anda okuduğu ve kendi kendisini açıklayan bu Yazı’ya bakabilir. Bu Yazı’da, bir “önceden yapılandırma” yoktur, daha ziyade kendi kuyruğuna yüzen bir Yunus vardır: Okumak için yazan bir Kalem ve yazmak için okuyan bir Okuyucu.

Peki, bu yeni paradigma ve ruh (hâli), eğitime nasıl yansır/yansıyacaktır?

Öğrenciyi bekleyen, karşısında konumlanan değil, öğrenci ile birlikte yürüyen bir eğitim paradigması… hayalimde canlanan işte bu. Eski olanı direkt kötü addettiğimiz düşünülmesin, daha ziyade mesele şudur.

Eski Kahramanların Yolu: Öğretmen, bir zamanlar öğrenci idi; dolayısıyla bir Müfredat’tan geçti, sonra ayrıca o müfredatın konularını muhkem bir biçimde öğretebilmek için bilgisini pekiştirdi. Ki bu da başlı başına zaman alır. Bu sırada öğrencisi (yeni kahraman) da kendi derslerine çalışırdı. Öğretmen, kendi geçtiği yollardan geçerken (yüksek eğitim aşamasında) geçiş yolunu gözlemleyebileceği araçlar kurardı. Sonra odasına gelince, mezun olan öğrencisini kutlamak için belki bir kahve hazırlardı. Onu muhabbetle karşılar ve sorularını cevaplamaya hazır olurdu. Bu kâmil mürebbilerin tavrıdır.

Yeni Kahramanların Yetişmesi: Şimdi ise şöyle bir durum söz konusu; ilim/bilim çok hızlı gelişiyor ve Öğrenci (yeni kahraman), Öğretmeni daha kahveyi pişiremeden, hazırlığını tamamlayamadan yetişmiş oluyor. Onun hâlen yaşı ufaktır ama sonuçta derslerini tamamlamıştır. Şu durumda; eskiden Öğretmen müfredatı hazırlıyor iken, artık Öğrenci ile birlikte yürümekten başka seçenek kalmıyor. İşte bu, Giriş ve Sonuç’un, genç ve yaşlının, öğrenci ile öğretmenin birlikte yürüyebilmesinin başlangıcıdır.

Buraya ulaşmamız içinse, Kalem Suresi’nde olduğu gibi, gerçekten karanlık ve yalnız, bir “balığın karnında” bir dönemi geçmemiz gerekti.

Sabret Rabb’inin hükmüne, balık sahibi gibi olma, hani boğuk halde bir nida atmıştı
Eğer Rabb’inden yeniden bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir yere atılmış olacaktı
Fakat Rabbi onu kurtardı ve salihlerden kıldı.

Kalem Suresi 48-50. Ayetler

İşte, yeni Dünya Hikâyesi ve Anlatısı budur. Acaba, sonrakiler nasıl bir hikâye yazacak?

Belki okuyucu şöyle bir soru sorabilir: Peki çağların, zamanın ruhunun bir takvimi var mıdır? Muhakkak ki Allah’ın İlm’inde vardır ve Levh-i Mahfuz’unda olsa gerektir, diye düşünürüm. Fakat ben sadece gördüğüm kadarını biliyorum ve her şeye Âlim olan ancak Allah’tır. Doğrusunu Allah bilir.

12.10.2026

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Makaleler: 728

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir