Size (tek) gerçek Anarşi’yi [The Anarchy] anlatayım. Buna layık mıyım bilmiyorum, ama deneyeceğim.
Gerçek Anarşi, sanılanın aksine boş bir çığırtkanlık ve terörizm/vandallık değildir. Aksine, o Dinamik bir Düzen Arayışı’dır. Çünkü o, temelinde beşer nefsinin kan dökücü yönüne olan İsyan’dır. Madem ki beşer aşağılık hırs, heva ve heveslerle, ve dahası yıkıcı ve bozgunculuk çıkarıcı bir natura/eğilim ile birlikte yaratılmıştır; o zaman onun kendi nefsine isyan etmesi gerekir. İşte bu tek gerçek Feryat, tek gerçek Anarşi’dir.
Anarşi’nin Sefirah’sı [Kavramsal Alan’ı] olan Düzensizlik Ülkesi [Nation of Disorder], Kaos’un Logos’a dönüşümünü konu alır ve iki idrak-oluşum-yolu [Pathway] içerir. Bunlar en üst sınır/limit düzeyinde Siyah İmparator ve Altın İmparator ile temsil edilir.
Anarşi, İnsan Kalbi’nden ve Ruh’unun Feryat’ından doğar. Şeriat Yolu [The Law] Adalet’in tesisi için Söz’ü/Kelâm’ı tesis eder, onun nefse isyanı budur yani nefsi kurallara bağlamaktır. Fakat İnsan dilin kısıtlarının azizliğine uğrar, hem her şeyi ifade edecek zaman da yoktur. Burada Siyah İmparator devreye girer ve bozulmayı [distortion] temsil eder: Altın İmparator Şeriat Yolu’nun tanrısallığı ise, Siyah İmparator daha ziyade Te’vil Yolu’nun sahibidir. Buna şu ayet işaret eder: “Dinde aşırıya kaçmayın.” Yani Şeriat’ı ve hukuku (yahudiler gibi) ruhsuz/katı bir kurallar toplamı zannetmeyin. Çünkü asıl önemli olan onun ardındaki Sebep’tir. Keza tüm bunların arkasında (ötesinde) tek bir gerçek Zat bulunur. “Allah dilerse önceki şeriatı iptal eder ve yenisini getirir.” Çünkü asıl mesele insan nefsinin Rabbine isyan edişinin tam-adil karşılığı olan bir Anarşi tesis etmektir. Nefs Rabbine isyan etmek dürtüsü ile kan dökücülüğe yönelir, tam bu sırada Hakk onun nefsini kendisine/kendisi/kendisinde yani kendi-kendine te’vil eder ve öldürmeyi yasaklayan ayeti indirir, yani Kelâm eder. Bu, Vahy’dir. Daha spesifik olarak, 4 numaralı Nitel Sayı’ya karşılık gelen ve Anarşi Kavramsal Alanı’ndan [Sefirah’sından] doğan bir Vahiy’dir.
Fakat bu ayetin te’vili, nefsin Rabbine isyan ile “öldürmeye meyli”dir; oysaki o dışarıdan bir saldırıya da uğramış olabilir. Bu durumda Şeriat bu Sebep’i de önceki durumun “simetriği” olarak ele alır ve öldürme yasağını kaldırarak nefs-i müdafaa hakkı verir; burada dahi aşırıya kaçmamak koşulu ile. “Allah aşırıya kaçanları sevmez.” Çünkü asıl mesele sadece ve sadece Hakk’ın müdafaası (nefse karşı Anarşi’si) ve tam bir Adalet’in tesisidir.
Kur’an, bu sebepten apaçık ve ayrıntılandırılmış bir kitaptır. Böylece simetrik yapısı ile Adalet’in tesisini Kelâm eder ve hangi açıdan bakılırsa bakılsın yanlış anlaşılmalara mânî olan dinamik ve vicdânî bir Anlatı tesis eder. Bu sebepten o Hayy’dır, canlı bir kelâmdır, ve ancak canlı bir İnsânî Katılım ile anlaşılabilir. Bu yüzden o Hz. Peygamber ile birlikte gelmiştir ve onlar hem birbirlerinin hem de Hakk’ın aynasıdırlar. Onun hakkı için savaşır ve haksızlığa isyan ederler. Demek ki Anarşi tek bir şeye karşıdır: Zulüm.
12.09.2026