Çözüm veya Çözelti [Solution]

Bir Çözüm veya Çözelti’nin ne olduğunu anlamak için önce Çözülme [Solving] fiilini anlamak/incelemek gerekir. Çözülme fiilinin anlaşılması bizi Çözüm’ün [Solution] ne olduğunun idrâkine ulaştırır.

Bir Çözüm veya Çözelti [Solution] nedir?

İngilizce karşılığı çöz-mek [to solve] fiilinden türeyen bu isim, bize çok değerli bilgiler sağlayacak gibi duruyor.

Bir Çözüm veya Çözelti’nin ne olduğunu anlamak için önce Çözülme [Solving] fiilini anlamak/incelemek gerekir. Çözülme fiilinin anlaşılması bizi Çözüm’ün [Solution] ne olduğunun idrâkine ulaştırır. Bunu Simyevî bir perspektif ile incelersek, Solution/Solüsyon, hem maddî hem mânevî iki mütekabil açıdan düşünülebilir. Burada Çözelti, genelde Çözücü [Solvent] bir sıvı – su veya alkol gibi – içinde “eriyik” hâle gelen bir kimyevî madde karışımını ifade eder. Buradaki esas mesele de, istenilen – aktarılmak istenen – (kimyevî) maddenin öncelikle ayrıştırılmış/saflaştırılmış bir formunun elde edilmesidir. O daha sonra bir Çözücü içerisinde (onun aracılığı ile) çözülür.

Şimdi, bunun mânâ yönündeki te’viline bakalım. Su, İlm’in remzidir. Maddî karışım ise bir mânevî çözüm (mânâ iksiri) için bir sembol olarak ele alınabilir. Zaten dediğimiz gibi, bu ikisi arasındaki mütekâbiliyeti inceliyoruz bu Yazı’da.

Dediğimiz gibi, öncelikle esas elementlerin ayrıştırılması ve onu çevreleyen gürültü/kirlilik unsurlarından uzaklaştırılması gerekir. Ancak o zaman, “temiz bir çözüm” elde ederiz. Bu, Matematiksel-Cebirsel Teorik Çözüm’lerde de aynı şekildedir. Yani biz aslında meselenin esasını damıtıp aktarmak, aktarılabilir bir forma hapsetmek istiyoruz. Bu, Ârifler tarafından hayra yönelik, Tabipler tarafından şifaya yönelik, İnşacılar tarafından inşaya yönelik, Sanatçılar tarafından ise yaratıcı faaliyete yönelik kullanılır. Bunların hepsi birdir ve hepsi İlmin yansıdığı akış kanallarıdır. Şeytanın vahyine uyanlar ise ondan maddî-mânevî zehir ve pislik üretir. Allah korusun, yarattıklarının şerrinden.

Aslında ayrışma ve birleşme kutuplarının hareketinin anlaşılması/incelenmesi, Simyevî açıdan Tabiat’ın anlaşılması için bir gayretten kaynaklanır. Bu süreç, o gözetilen/seyredilen şeyin (Yaşam) Hikâyesi’dir aslında. O, en son Allah’a rücu ederek fenâ bulur – keza zaten O’dan gelmiştir ve en deruni isteği O’nunla buluşmaktır – Allah lütfeder ve onu lâyık görürse, ona bekâsını da bahşeder, (buna) Kâdir’dir. O, her şeye Kâdir, her şeye Âlim’dir. Bekâ bahşettiğine Bâkî İsmi tecellîsi ile Şahsiyet katar. Gerçek bir Şahsiyet, bizzat Allah tarafından onurlandırılmıştır, madde ile mânânın mükemmel bir Tevhid’idir. İşte böyle bir Şahsiyet, kendi nefsini Zât’ına te’vil ederek, onda saklı sırları ve “esas element”leri çözebilir. Bunlar ile tasarrufta bulunabilir, himmet ve nazar edebilir.

Allah’ın Kelimesi (Kelimetullah) olan Hz. İsa bun işaret eder; “körleri ve cüzzamlılıarı iyileştirir ve ölüleri diriltir”. Suyun üzerinde yürür ve suyu iksire dönüştürür. Yani İlim Denizi’nde seyreder ve mânevî çözümler türetir. (Belki de) bu yüzden olsa gerek, İsevî meşrep zatlar Kalem ve Yazı işlerine daha bir yatkındır/meyillidir. Hz. İsa aynı zamanda Cem Makamı’nı temsil eder ki bu da madde ve mânânın cem’idir. Bu yüzden, himmetleri daim olsun, Kitap’ta o da anılmıştır. Nebi’lere olan muhabbet, Kişi’ye çokça hayır getirir ve onu Selâmet’e yönlendirir, yakınlaştırır; ta ki (o da) Şâhit/Şehit oluncaya kadar. Bu da Hıristiyanların hataya düştüğü (veya düşmeye meyilli olduğu) bir teşbih olan “İsa olmak” ifadesinin doğrusudur. Yani onun hakikatine şâhit olmaktır, ki bu da Er’lik’’tir.

Dahası, tüm bu süreç ancak bir İnsan-ı Kâmil tarafından anlaşılabilir ve ancak onun aynı zaman bir Mürşid-i Kâmil oluşu ile, beşeriyyet tortusundan ve nefs toprağından bir İnsan elde edilebilir. O ölü bilinçleri diriltir ve hasta nefsleri iyileştirir. Bunu, kelâmının ve zikrinin dozunu, taliplinin hâline nazar ederek ayarlar.

30.07.2026

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 709

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir