Bazı şiirler yazılmaz. Onlar, sadece seven ile sevilen için, edilen bir dua olarak kalır, ve belki de bir daha tekrarlanmaz. Öyle ki, yazılsa – veya yazılabilse – idi, bu, sevenler arasındaki mahremiyete bir ihlal olurdu.
İşte Allah Dostu, O’na, sadece O’na seslenmek için seslenen kişidir. Sevdiğine, sevdiğini söylemek için bir sebebe mi ihtiyacın var? (Şarkıda dediği gibi: Just called to say ‘I love you’./Sadece ‘seni seviyorum’ demek için aradım.) İşte sebeplerin zincirinden kurtulmak ancak bu kulluk ile mümkündür. Allah’a kulluk, tek gerçek Hürriyet’tir, çünkü sadece O her türlü kısıtlamanın ve limitin ötesindedir. O zaman ebedî cennetin anahtarı da Fatiha’dır, yani ancak O’na sığınmak ve O’ndan yardım dilemektir.
Bu, aslında İnsan Kalbi’nin tek kayda değer dileğidir, çünkü bu onu gerçekten İnsan olarak anılmaya değer kılar. Böylece Allah’ın hatrına değer olursun, gerçekte olman gerektiği gibi.
Kalan tüm dilekler… cehâlet, dalâlet ve bencillikten kaynaklanmaz mı? İnsanoğlu, gerçekte ne dilediğini bilmiyor. “Allah dilemeden siz dileyemezsiniz.”
Cennete, sadece Fatiha okuyan ve kalbi kırık olanlar alınacak. “Fatiha okumak”tan kasıt, Rahman-Rahîm’e hamd etmek ve sığınmaktır, bu da lafızdan ibâret değildir.
01.08.2026 [Y.T.]