Allah, bir adamda iki kalp yaratmadı. Zihar yaptığınız eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve himayeniz altına aldıklarınızı öz evladınız kılmadı. Bunlar sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.
Onları babalarına nispetle çağırın. Bu Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Gafur-Rahim’dir.
Ahzab Suresi 4-5. Ayetler
“Allah bir adamda iki kalp yaratmadı…” Ahzab 4. Ayet, aslında bizlere, bir merkez ve köken fikrini anlatmakta. Öyle ki, burada hem ahlaki bir mesel hem de ilmî bir mesele görülebilir. İnsan ilişkileri söz konusu olunca, ayet ahlaki sadakat ve bağlılık üzerinden düşünülebilir, okunabilir. İlmî konuların ilişkileri söz konusu olduğunda ise, ilmî sadakat ve (Aslî Kaynak’a) bağlılık olarak düşünülebilir. Üstelik Hakk bize diyor ki, “onları babalarına nispetle çağırın, bu Allah katında daha adildir” (Ahzab/5). Bu da aynı şekilde muhkem ve müteşâbih iki yönde düşünülebilir. İnsanların (tarihsel) kökenlerini saymak olarak anlaşılabileceği gibi, fikirlerin de babaları vardır, ve onların babalarına nispet ile çağırılmaları gerekir, “bu Allah katında daha adildir”. Bu da bize İlim Âhlakı konusunda önemli bir ilke sunar. Eğer ki onların (tarihsel, doğuşları ile alâkalı) kökenlerini bilmiyorsanız, “artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir”. Yani belki şöyle düşünebiliriz; onlara Din’in emrettiği ve yasakladığı şer’i hükümlere (temel ahlak yasalarına, ahlaki ilkelere) göre muamele etmek gerekir. Bilgi ve İlim söz konusu olduğunda da, onların kökenleri bilinmiyorsa, artık onlara Din’in temel ilkeleri (temel ahlak yasaları) üzerinden muamele etmek gerekir.
Bununla birlikte, “himayeniz altına aldıklarınızı öz evladınız kılmadı” ifadesi de, ilmi yönde (İlim Âhlakı açısından) ele alınabilir. Alıntıladığımız ifadelerin öz babası biz değiliz. (Bu sebepten, Rene Guénon ve İbn-i Arabi gibi isimleri özellikle zikrettik, keza bu daha doğrudur ve Gelenek’e de bu yakışır.) Aksini iddia eden ise “boş söz söylemektedir”. “Allah hakkı söyler, ve O’dur doğru yola ileten”. Üstelik, biz öz babası olmadıklarımıza karşı da, onların doğuş kökenlerini saymak, buna saygı duymak ile mükellefiz.
Bunlardan önce gelen ise şu ayetlerdir:
Ey Nebi! Allah’a takvalı ol. Kâfirlere ve Münâfıklara uyma. Şüphesiz Allah Âlim-Hâkim’dir.
Ahzab Suresi 1-3. Ayetler
Ve Rabb’inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona tâbi ol. Şüphesiz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
Ve Allah’a tevekkül et, Allah Vekil olarak kâfîdir.
İlm’in Aslî Kaynak’ı Allah’tır, ve “Vekil olarak Allah kâfidir”. Bizlere düşen ise bu konularda kâfirlere ve münafıklara benzer tavırlarda bulunmamak, Âlemlere Rahmet olarak gönderilen peygamberimize tâbî olmak, ve Rabb’imiznde vahyedilen ne ise ona tâbî olmaktır. “Şüphesiz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.” O, kimin yalan söylediğini ve kimin doğruyu söylediğini, fikrin gerçek babasının kim olduğunu ve aksini iddia eden asılsız iddialar sıkanların kimler olduğunu bilmektedir, Hâbir’dir.
23.06.2026