Kut ve Lanet

Ayrışma veya Çözülme, Birlik hâlinin bozulmasına verilen addır. Yani Birlik İlkesi’nin kısmî tezâhürünü oluşturan koşulların bozulmasıdır.

Ayrışma veya Çözülme, Birlik hâlinin bozulmasına verilen addır. Yani Birlik İlkesi’nin kısmî tezâhürünü oluşturan koşulların bozulmasıdır. “Kısmî” diyoruz, zira Mutlak Birlik, Mutlak Varlık’tan kaynaklandığı için onu “ayrıştırabilecek” hiçbir kuvvet yoktur. Zaten O, tüm kuvvetlerin/melekelerin de Aslî Kaynak’ıdır.

Böylece bir varlık, Birlik İlkesi’nin tezâhürü için gerekli koşulları yitirdiğinde, bu varlıkın “öldüğünü” söyleriz. Keza artık Bir ve Bütün olarak anlaşılamaz. Ayrışmış, çözülmüştür. Tabii “çözülen ve ayrışan” varlıklar, tekrar Mutlak Birlik’e döner. Bu, zaten başından beri içinde bulundukları, daha doğrusu onlara varlık bahşeden, Mutlak Varlık’a dönüştür.

Bu Ayrışma, bu Kahr’oluş, tüm varlıkların Kader’idir. Çünkü Allah, Kahhar’dır ve her Başlangıç’a karşılık gelen bir Son vardır. Büyük Düzen’de ise, tüm Ayrışma’lar, Mutlak Birlik’e hizmet eder.

Günümüz insanının, farklı ve çeşitli biçimlerde açıklamaya çalıştığı her Ayrışma, Birlik İlkesi’nden uzaklaşma/kopuş olarak düşünülebilir. Allah, Tanrı, Rahman, Tao, Brahma, Yehova; bu isimler o Birlik’in kaynağı ve Kendi’si olan Zât’ın, Mutlak Varlık’ın isimleridir. Ki O, tekbirdir, tek Bir’dir.

“Cümle varlıkın Bir’liğini” esas alan bir Medeniyet ise, bu şekilde Birlik İlkesi’nin bir tezahürüdür. Böylece Birlik İlkesi’ni kendisine “varlık dayanağı” edinen Devlet içinse, Mutlak Varlık’a olan râbıtasında/bağlılığından ötürü, denir ki bu Devlet “Kut sahibi”dir. Yani “Kut’lu”dur ve “Kutsanmış”tır.

Birlik İlkesi’ni yitiren bir Topluluk ise, bahsettiğimiz biçimde Ayrışma sonucu mevcudiyetini yitirir. Böyle bir Topluluk, Birlik İlkesi’ni terk ettikleri için, kendi aralarında Hakkaniyet’i sağlayamaz. Yani Birlik İlkesi’nden kaynaklanan Adalet İlkesi de kendisini açığa çıkaran temeli yitirdiği için, tezâhür imkânı bulamaz. Ki böyle bir şeye artık Devlet demeyeceğiz. Zira bizim için, artık bu ismi hak etmemektedir. Böyle bir Topluluk Birlik İlkesi’ni yitirmesi ile çözülmeye, ayrışmaya başlamıştır. Bunun için diyebiliriz ki, bu Topluluk “Lanetlenmiş”tir.

Böylece Kur’an’da sıkça bahsedilen, Toplum’ların/Kavim’lerin helâk olmasına ve kutsanmasına ilişkin İlke’lerden de bahsetmiş olduk. Tabii burada helâk olmak olarak bahsedilen tezâhürün tarzlarına ilişkin bir detaylara girmedik.

Aslında Ayrışma İlkesi’nin tezâhürü olan bazı güncel sosyal konuları incelemeyi düşünmedik değil. Fakat burada İlke’ler düzeyinde kalmayı seçtiğimiz için, bu düşüncemizden feragat ediğ, bu İlke’lerin sınırı belirsiz çokluktaki tezâhürlerini incelemeyi sosyologlara bırakacağız. Eğer böyle bir inceleme yapmak istersek de, bunu ayrı bir çalışma hâline getirmemiz gerekirdi.

13.09.2023

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 486

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir