Asla ve Asla, Kuşatılamaz Olan

Akıl, Yaradılış’ı ancak bir süreç olarak algılayabilir. Keza Akıl da Zaman’a tâbidir.

“Yaradılış” için, düşünüyoruz ki bu kelime, Akl’ımızın aldığı ve ilham olunduğu kadarıyla, “Zaman ile Oluşum” ile eşanlamlı kullanılabilir. Daha doğrusu “Zaman ile Oluşum” yani “Zaman’ın Seyr’i ile Yaradılış”, “Yaradılış”ın bir veçhesidir.

Akıl, bu bağlamda Yaradılış’ı ancak bir süreç olarak algılayabilir. Keza Akıl da Zaman’a tâbidir, Gerçeklik’e dair oluşturduğu Algı’yı, adım adım kurar. Bu hakikat, her İnsan tarafından bir İnsânî Yaratım süreç’i içerisinden tecrübe edilebilir. İnsânî Yaratım eylemini sergileyen her Birey, bu adımlama gerçeğini, en azından sezecektir. Bu Sezgi, gene Akıl aracı ile adım adım “açıldığı” takdirde, tefekkür ibadeti sergilenmiş olur ki, bu da bir İnsânî Yaratım olarak ele alınabilir.

Allah’ın “Mutlak Yaratıcı” ve “Aslî Yaratıcı” oluşundan bahsetmiştik. Allah, Zaman’ın ve İnsan’da idrâk’i meydana getiren Akıl melekesinin de “Aslî Yaratıcısı” olması hasebiyle, ve de bu adımlama eyleminin ötesinde yer alışı sebebi ile; Akıl tarafından kuşatılamaz. Zira Akıl, Zaman’ın ve Varlık’ın Sınır’ları içerisinde faaliyet sergileyen ve Yaradılış’ın çeşitli veçhelerini, Zaman’a bağlı nitelik ve niceliklerini, Zihin’de bağlayan bir meleke/kabiliyettir.

Ayrıca bir misal olarak ekleyelim ki; Akıl’ın Allah’ı “kuşatamayışı”, ayağımın beni “kuşatamayışına” pek benzer. Zira ikisi de “yol kat etmek için kullanılan bir araç”tır, bir meleke, bir kabiliyettir. “Yolu kat etmek” için bir zorunluluk olmakla beraber, bu “yol kat etme araç’ı”, Yol’un Yaratıcısı’nı kuşatamaz. Böylece diyoruz ki Akıl, asla ve asla Allah’ı “kuşatamaz”. Adım atan ayaklarımın Ben’i “kuşatamayacağı” gibi.

04.08.2023

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 486

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir