Çok Tanrılı ve Tek Tanrılı Dinler Hakkında

Bu yazıda, çok tanrılı dinler ve tek Tanrı'lı dinler hakkında düşüncelerimden bahsettim.

Antik Çağ metinlerinde, “tanrılar”dan bahsedildiğini görürüz. Çoğu insan bu tabirlerin (büyük T ile) “tek Tanrı” konsepti ile çeliştiğini düşünür. Ben aksini düşünüyorum.

Bana sorarsanız, pek çok konuda olduğu gibi, bu durum da Antik olan ile Güncel olan arasındaki bir “dil sorunu”ndan ibarettir. Ne yazık ki, insanlığın belki de kaçınılmaz kaderi olarak, bu yanlış anlaşılma döngüsü yüzlerce hatta binlerce yıldır devam etmiştir. Muhtemelen de edecektir. Çünkü her çağın insanı, kullanılan kelimeleri kendi döneminin algısı ile yorumlar. Dönemler arası kültür farklılığından ötürü, bu durum sonuçsuz, anlamsız, gereksiz tartışmalara yol açar.

Antik metinlerin “tanrılar”ı ile, kitabi dinlerin Tanrı’sı, bana kalırsa Melekeler ve Vücud arasındaki ilişkiye benzer bir ilişkiye sahiptir. Tüm Melek(e)lere birden tapınmak ile, Vücud’a tapınmak arasında ise, özünde bir fark yoktur.

Benim okuduğum Antik Yunan metinlerinde gözlemlediğim ise şudur: Genelde Tanrılar’ın içinden tek bir tanrıya seslenilmez. Hepsine birden (ve BİR’den) seslenilir, ya da “kendisinin tüm Olympos” olduğu ifade edilen Zeus’a seslenilir. (Olympos, tüm tanrıların toplandığı meclisin adıdır.)

Antik zamanlarda, doğa unsurlarına “tanrılık” atfedilir. Örnek olarak Toprak’ı yani antik algıdaki Toprak ve Bereket Tanrıçası’nı, Toprak Ana’yı düşünelim.

“Tanrı”, “yaratıcı” anlamını taşır. Tanrı, “yarattığı şeyin tanrısı”dır. Bu bağlamda antik çağlarda, Toprak Tanrıçası’na tanrılık atfedilmesinin sebebi, onun yaratımının inkar edilemez biçimde gözlemlenmesinden kaynaklanır. Toprak Tanrıçası bitkilerin, kendisinden meydana gelen besinlerin ve tüm bedenlerin yaratıcısıdır. Benzer şekilde bu durum, örneğin Güneş Tanrısı Helios için de geçerlidir. Sıcaklığın ve ışığın “kaynağı”dır, yani onları sürekli bir biçimde yaratır.

Fakat Güneş Tanrısı rızık vermez, bereketi doğurmaz; Toprak Tanrıçası ise her şeyi kuşatan yaşam ışığını ve sıcaklığını yayma kabiliyetinden yoksundur. Anlayacağınız, onlar “her şeyin tanrısı” anlamında “Tanrı” değildir. Onlar, kendi yaratımlarının kaynağı olmalarında kaynaklı, “tanrı”dırlar. Onlar, kendi yaratımlarının tanrılarıdırlar. Eğer hepsinin gerçek kaynağını, gerçek kudret sahibi olan Tanrı’yı anmak istersek, (Antik Yunan dilinden konuşursak) Zeus’u anmamız gerekir. Zira o “tüm Olympos”dur, “Olympos’un kendisi”dir.

Aslında bu Hakikat, günümüzde de aynıdır. Allah’ın isim ve sıfatlarının da aynı şekilde, kendi özellikleri ve “yaratımları” vardır. Rezzak rızığı veren, dağıtandır; Rahim besler, büyütür, vakti geldiğinde doğurur; Hakk, “gerçek olan”dır, “kuşatıcı gerçek”tir… Allah ismi ise, “Zeus’un tüm Olympos oluşu” gibi, “tüm isimleri cem eden isim”dir. Bu yüzden Kur’an’da tek ilahın Allah olduğu söylenir. Çünkü o diğer tüm isimlerin sahibidir. Bununla birlikte O’nun diğer tüm isim ve sıfatları, aynı zamanda kendi özelliklerine sahiptir. Aynı Antik Yunan tanrılarının kendi özelliklerinin olmasının, ama hepsinin aslında Zeus’un yaratımı olması gibi…

03.11.2022

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 487

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir