Rüya Yazımı
Rüya Yazımı, aynı anda iki şeydir: Görülen’in zikri ve Görülmeyen’in zikri.
Rüya Yazımı, aynı anda iki şeydir: Görülen’in zikri ve Görülmeyen’in zikri.
Eğer bir görünüm varsa bir yansıma söz konusudur, ve bu evrensel ilke muhayyilemizden akseden (yansıyan) hayaller için de geçerlidir.
Nefsin hastalıklarını, ruhsal enerjinin akışındaki tıkanıklıkların bir sonucu olarak düşünebiliriz, diye düşünüyorum.
Bu sefer, Düğümlerin Oluşumu’nu daha bireysel bir ölçekte düşünmeye çalışacağız.
Bizden bağımsız olarak İlâhî Arketip, “İlâhî” olmasından mütevellit, ezeli ve ebedi bir hakikat olarak Bâkî kalır.
Oluşturulmuş bir “bağlam”, “ve-bağlacı” (Vav harfi) ile devam ettirilir, yani kendisini yeniden açılımlar.
“Oturan”, “örten”dir; hakikatin üzerini örter. Bu hakikat, Allah’ın her varlığın Rabb’i olduğu gerçeğidir.
İlksel Ateş, tüm Sanat dallarında karşımıza çıkan Kozmik bir olgudur.
Sayı’lar ve Kelime’ler, zıtlıkların birliği gereği, birbirlerini tamamlarlar.
Dileyen Yaratan Rabb’inin adı ile okur, ve Kelâm edilen Esmâ’ya karşılık gelen Senaryo’yu yaşar.
Öğrencinin soruları cevaplanmasa da, hatta anlatıcı bunların anlamını inkâr etse de, öğrencinin bunların varlığını yok saymaması gerekir.
Her İnsan, bir aileye doğar. Bu demektir ki, Hakk bizi belirli bir “konum”da konumlandırır. Bir şey olduğumuz için, başka bir şey olamayız. Var olmak bunu gerektirir.
Her mesleğin kendisine özgü belirli arketipsel ihtiyaçları bulunur. Mesleğin Hikâye’si, Arketipsel unsurlar üzerinden öğrenciye anlatılabilirse, öğrencinin zihninde kavram ve konseptler çok daha “yerli yerine” oturacaktır.
Bir adım atmış olmak, yürümek için yeterli değildir; yürüyüş, ancak ardı ardına atılan dengeli adımlar ile mümkündür.