Bilgi’nin Dâim’i [Dæmon of Knowledge], kendi içinde iki (alt) yol barındırır: Münzevî [The Hermit] ve Mühendis [Paragon]. Bunlar bahsettiğimiz gibi (sırasıyla) Sezgi ve Analiz kabiliyetlerine tekâbül ederler. Bununla birlikte; Bilgi’nin %80’i Sezgi kökenlidir ve Analiz ancak Sezgi’nin ürettiği/sağladığı bilgi üzerinden çalışır. Âlim’ler bunu bilir fakat cahil halk bilmez. Âlim’lere kulak asmayan (popülist) idareciler de aynı şekilde bunu bilmez/bilemez. Sonuç olarak, bilimin temeli olan İlim’i ve Felsefe’yi hor görüp kovanlar, ellerinde sadece %20’lik Analiz kabiliyeti ile kalakalırlar. Bu böyle olur, çünkü onlar sadece görünen-zâhire takıldılar ve bu nefslerine hoş göründü. Dolayısıyla (direkt olarak, doğrudan) Teknoloji üretmeyenleri – Âlim’leri ve İlm’i – ülkelerinden (neredeyse) kovacak raddeye geldiler.
Halbuki Teknoloji ve Mühendislik’in temeli Münzevî yolundaki Âlim’ler tarafından sağlanır. Onlar böylece kendi bindikleri dalı kestiler. Âlim’lerin mâneviyâtı onları terk etti ve egoik-ekonomik enflasyonları ile baş başa kaldılar. Üstelik kendi içindir bulundukları durumu artık anlayamazlar – çünkü dalalete düştüler. (Ülkemiz, bu sebepten enflasyona gark oldu.)
Sevgili Okuyucu; gör ve bil ki bu Allah’ın metîn olan mekri (örgüsü-tuzağı) ve İntikam’ıdır. O, Aziz-un Zuntikam’dır; yani “Aziz-İntikam alan”dır. O’nun İntikam’ı, mutlak Adalet’in tesisidir. Değilse O’nu, beşerî-nefsânî öfke/gazap ile karıştırmayasın! Bunlar farklı şeylerdir.
Bu yazdıklarımın sonucu olarak (diyebilirim ki); Türkiye Bilgi’nin Kavramsal Alan’ı olan Bilgi Moru [Knowledge Moor] için (nispeten) uyumsuz bir Mahalle hâline geldi. Bu benim Vatan’ımı sevmediğim anlamına gelmez; sadece bu ülkede şu Yazılanları okuyacak insanevladı bulamadığım anlamına gelir. Üstelik bu konuda düşmanlık edenlerin sayısı da hayli çoktur. Bu konuda gerçekten kırıcı (ama doğru) sözler söyleyebilirim; fakat onun yerine sadece bura halkı ile “uyumuz” olduğumu söyleyeceğim. Belki bir mucize gerçekleşir de bu sözlerimin ne kadar büyük bir rahmet ve muhabbetten kaynaklandığını anlarsınız. Allah size selamet versin! O, kalbinizde olanları (ve meçhur bıraktığınız sayfaları) bilmektedir.
Tüm bunlarla birlikte, (Üniversite’nin) Mühendislik Fakültesi’nde Felsefe konuşacak kimseyi bulamadım. Yıllar sonra, artık bu arayışın fayda etmediğini idrak ettim. Onlar kibirlerinden ve hırslarından ötürü, onları taşıyanın kim olduğunu göremez hâle gelmişler. En iyi ihtimalle de cehaletlerinden… Gerçi, bana gerçek anlamda Mühendislik ve Ahlâkı’nı öğreten canım hocam Vildan Özkır hariç.
Tüm bu yazdıklarım, Çağ’ımızın sorunları ve Teknoloji’nin yozlaştırılması meseleleri ile alâkalıdır. (Keza bu meselenin İlâhî Senaryo’su Paragon yoluna [pathway] bağlıdır. Dolayısıyla Bilgi Moru’na [Knowledge Moor] bağlıdır.) Dediğim gibi; ancak Nitel Sayım ve Nicel Sayım, “Ruh’un Say’ı”nda Tevhid edilirse Bilgi Moru [Knowledge Moor] tamamlanır ve bir Zât-ı İlâhî tecelli eder. Bu da gerçekten Göklerin(in) Rabbi [Celestial Master] olarak anılmayı hak eder. İşte bu, benim Rabbim’dir.
16.12.2025