Akademik Faaliyet Esasları [Analitik Adımlama]

Faaliyet’in esası, yani Faaliyet’e zemin olan esas üzerinden ise Analitik Adım’lama ile Kuram (Kavramsal Yapı) inşa edilir.

Öğrencilerin akademik hayatlarında, en çok zorlandıkları mevzulardan birisi, belki de en önemlisi, “hatırlama problemi”dir. Öğrencinin, derste gördüğünü sınavda uygulaması, bunun için de ders materyalini hatırlaması gerekir.

Hatırlamak, Hâfıza’da “muhafaza edilen”in, Muhayyile tarafından yeniden canlandırılmasıdır. Ontolojik bir süreçtir. Detaylarına Ontoloji yazılarımızda değindiğimiz için, burada bu konunun detaylarına girmeyeceğiz.

Süreç, Zaman ile gerçekleşir. Başlatıcı Sebep, kendisini sürekli canlandırarak, Hareket’i meydana getirir. Faaliyet’in esası, yani Faaliyet’e zemin olan esas üzerinden ise Analitik Adım’lama ile Kuram (Kavramsal Yapı) inşa edilir. Bu durumda; Faaliyet’e zemin olan esas hatırlanmadan/anılmadan, Analitik Adım’lama icra edilemez. Zemin olan esas üzerinden gerçekleştirilen bu inşa süreci için, analitik a posteriori olduğunu söyleriz.

Öğrenci, sınavda analitik a posteriori yoluyla, Kuram’ı yeniden inşa eder ve Kuram üzerinden problemi çözümler. Çözüm, bir Sonuç üretir ve “öğretim görevlisi” bu Sonuç’un ayniyeti ve çözüm sürecinin başarısı üzerinden “öğrenci”yi “notlandırır”.

En azından “ideal” olan budur. Tafsilata girmeden yazdık.

Faaliyet esasının “anılması ve hatırlanması”, yani “zikri”, “tekrar edilen pratikler” yoluyla gerçekleştirilir. Problem çözümü esnasında, öğrenci, esasen bu Faaliyet esaslarını “tekrar zikreder” ve bunları benimseyerek özümser. Benimsenilen Faaliyet esasları, Zaman ile Meslekî Persona’yı inşa eder.

Müfredat’ta “Bilimsel Metodoloji” dersi bulunmadığında, öğrenci ne yaptığını ve neden yaptığını idrâk etmekte zorlanır. Hangi Faaliyet Esasları üzerinden, analitik a posteriori yol izlediğini, yani Analitik Adım’lama gerçekleştirdiğini, sezebilse bile, tam anlamiyle idrâk edemez. Nasıl etsin? İdrâk, Kelâm ile oluşa gelir.

Burada önemli bir ayrıntıya değinelim ki; “benimsenilen Faaliyet Esasları”, Aslî Kim’lik oluşumuna yol açmaz; Persona, yani “itibarî kimlik” inşasına yol açar. İtibarî kimlik, edinilen rol ve meslekî faaliyeti kuşatır. Tiyatro oyuncusunun, rolünü bir maske ile “takınması” ve bu rolü “icra etmesi” gibi. Oyuncunun Aslî Kim’liği ise, edindiği rol değildir. Persona’yı, edinilen rol ve meslekî faaliyeti Aslî Kim’lik olarak görmek, esasen, Aslî Kim’lik’in inkârı anlamına gelir.

Carl Gustav Jung ‘un “psiko-analitik kuram”ı üzerinden söylersek: Öğrenci’nin benimsediği Faaliyet esasları, Bilinç-dışı’na itilir. Kimi durumda ise öğrencinin, sezebildiği fakat tam idrâk edemediği, yarı-bilinçli bir nitelik edinir. Felsefe, hususen Ontoloji ve Epistemoloji ile bu esasları bilinçli hâle getiririz/getirebiliriz. Bu aynı zamanda, iyi ile kötü, doğru ile yanlış arasında ahlakî ayrım yapabilmemize olanak sağlar.

03.04.2024

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 486

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir