Peygamberler Hakkında Düşüncelerim

Peygamber, haberci anlamına gelir. Peki neyin haberini verirler? Neyin haberini verebilirler ki? Öyle ya, haber vermeleri için, önce haberini verecekleri bir şey olsa gerek. Neden bu haberi iletirler, nasıl iletirler, onlara bu haber nasıl gelir?

Belirtmek isterim ki, bu bir deneme yazısı olmakla birlikte, şahsi görüşlerimin bir ifadesinden ibarettir. Kendi sorularım ve bunlara verdiğim cevapların bir toplamıdır.

Peygamber, haberci anlamına gelir. Peki neyin haberini verirler? Neyin haberini verebilirler ki? Öyle ya, haber vermeleri için, önce haberini verecekleri bir şey olsa gerek.

Neden bu haberi iletirler, nasıl iletirler, onlara bu haber nasıl gelir?

Dikkatinizi çekeyim, şuan herhangi bir dini konuşmuyoruz. Çünkü henüz dini oluşturan tebliğleri konuşmadık. Peygamber diye kime denir? İşte asıl soru budur.

Peygamberlik denilen şeyi anlamamız için, önce şunu anlamamız gerekir: Peygamberler İNSANDIR! Sizin gibi, benim gibi. Onların da eli kesilince kanar, onlar da yer – içer, evli oldukları kişi ile sevişir, onlar da korkar, onlar da sevinir; çünkü onlar da İNSANDIR!

Bu İNSANLARA insan – dışı bir hatasızlık, günahsızlık, meleklik atfetmek; onların çabalarına, acılarına, dertlerine hakarettir. Peygamberleri birer uzaylı gibi görmek onlara ihanettir! Onları kabul etmemektir!

Bizim işimiz ise “uzaylılar”la değil. İnsanla…

Neden Birisi Peygamber, Ötekisi Değil?

Bir peygamber nasıl peygamber olur? Neden o peygamberdir ve toplumun yükü onun omuzlarındadır? Bu konular üzerine yeterince düşünmediğimiz kanaatindeyim. Halbuki İnsan’ı anlamak için bunu düşünmek şarttır. Onlar da insan ise, biz de insan isek; bizi peygamber olmayan, onları peygamber olan yapan fark nedir?

Bunları anlamak için Sünetullah, yani Allah’ın koyduğu yasalar hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Çünkü evrende her şey bu yasalara tâbiidir. Hiçbir yaratık-yaratılmış olan, bu yasaların, ki bunlara Fizik – Doğa Kanunları da deriz, dışına çıkamaz. Peygamberler de buna bir istisna değildir.

Evrende “Tekâmül” – veya Güncel Adı ile “Evrim”

Bir şeyin – şeylerin nasıl oluştuğunu anlamamız için en önemli kanunlardan biri, Tekâmül Kanunu’dur. Tekâmül şu anlama gelir: Evrendeki her şey, basitten karmaşığa doğru bir değişim – gelişim sürecine tabiidir ve aksi mümkün değildir. Yani her şey değişir ve gelişir. Çünkü evrende her şey ilerleme ve hareket halindedir. İşte buna tekâmüle uğramak denilir.

Güneş, Ay, Dünya, mineraller, bitkiler ve hayvanlar; hepsi bu kanuna tabiidir. Tabii ki insan da. Bir gıdımcık aklı olan her insan, bu kanunun örneklerini doğada gözlemleyebilir.

Ayrıca günümüzde nedense çoğunlukla “evrim” kelimesini inanmadığını iddia eden kesim benimser iken, “tekâmül” kelimesini inandığını iddia eden kesim benimsiyor. Bakın inanan – inanmayan demiyorum. Bunu iddia eden diyorum. Eğer aynı şeyi ifade eden iki kelime farklı iki kesim tarafından bir münakaşa cephanesi olarak kullanılıyorsa; ben derim bu münakaşaya katılan her birey “taraf”ı fark etmeksizin, katıksız birer aptaldır.

Tabii ki bir kelimeyi ötekine tercih etmek bir kişisel tercih meselesidir. Fakat bu kelimeler üzerinden belli “grup”ların savunuculuğunu yapmak, anlaşmak için değil karşı tarafa olan düşmanlığından tartışmak, büyük bir cehalet göstergesidir. Bulunduğunuz “taraf” fark etmeksizin, bu açıkça yobazlıktır.

Konumuza devam edelim.

Burada evrim ve tekamül kelimelerini sadece biyolojik anlamda değil, her şeye etki eden bir kanun, bir yasa olarak kullanıyorum. Zaten aslolan da budur, çünkü böylesi daha kapsayıcıdır. Örneğin bilim de değişir ve gelişir, yani “evrim geçirir”. Peki bilim denilen şey soyut bir olgu olduğundan ve biyolojik bir canlı olmadığından, “Bilim evrim geçirmez.” diyebilir miyiz? Tabii ki hayır. Bu biçimde tekâmül yasası maddenin ötesini de kapsar.

İnsan ve Tekâmül

İnsan da işte bu şekilde doğar, büyür, gelişir, değişir. Peygamberler de insan olduklarına göre, onlar da tekâmüle uğrar.

Bu anlamı açmak gerekirse, peygamberler gökten kafalarına yıldırımla inmiş gibi, aniden peygamber olmazlar. Çünkü bu tekâmül yasasına aykırı olurdu. Yani bu insanlar belli bir olgunluk ve idrak seviyesine ulaştıklarında onlara peygamberlik görevi verilir. Yani peygamberler de bir içsel eğitim ve gelişim sürecine tâbidirler. Demek ki peygamberler bir tekâmül – eğitim sonucu bilgelik edinirler. Hakikat’e önce çabaları, sonra Allah’ın lütfu ile ulaşırlar.

Peki bu tekâmül süreci nasıldır? Kişi nasıl bir süreçten geçip de olgunlaşır? Dahası bu nasıl bir tekâmüldür ki, bunun sonucunda kişiye peygamberlik gibi kutsal bir görev verilir? Ayrıca neden diğer insanlara peygamberlik görevi verilmez de bazılarına verilir? Bu yazıda bunlar üzerine düşüneceğiz.

Öncelikle tüm peygamberlerde ortak ve belirgin bazı özellikler vardır; yalan söylemezler, dedikodu yapmazlar, hırsızlık yapmazlar, masuma zulmetmezler ve masumun hakkına sahip çıkarlar, genel bir affedicilik ve sevgi – yardımseverlik hâli içinde bulunurlar… Bu özellikler onlar peygamber, yani haberci, olmadan önce de onlarda görülür. Mesela Hz. Muhammed’in (S.A.V.) bir ismi de “Emin”dir. Yani insanlar onun dürüstlüğünü bilirler ve ondan emindirler. Demek ki bahsettiğimiz tekamülün ön koşulu genel anlamda temiz bir kalbe sahip olmaktır.

Bu ön koşul ile zaten toplumun çok büyük bir bölümü elenmektedir. Elenmek diyorum, çünkü diğer her şeyde olduğu gibi, insanların da belirli bir tekâmüle uğramaları için belirli koşulların sağlanması gerekir. Mesela tırtıl kendisine bir koza örmeden evrim geçirip kelebeğe dönüşemez, yani koza tırtılın evrimi – tekâmülü için bir ön koşuldur. Kozasını örüp içinde erimeye, sonra kozayı tekrar yırtıp bin bir çaba ile dışarı çıkmaya cesaret edemeyen bir tırtıl, hiçbir zaman evrim geçiremez. Aynısı insan için de geçerlidir. Bu yüzden kimileri bulundukları Yanılgılar Sisteminden çıkmaya cesaret edip evrim geçirirken, diğerleri yanılgılar dünyasında yaşayıp kendi gelişimlerine engel olurlar.

Böylece ancak aklını kullanarak, sorgulayarak, tefekkür ederek, bir arayış hâli içerisinde olan kişi çoğunluğun keşfedemediği Hakikat’leri keşfedebilir. Peygamberlik yani bu keşfedilen hakikatlerin haberini vermek görevi ise, vicdani bir sorumluluk hâline gelir. Çünkü gerçek bilgelik, ancak onu fayda sağlamak için kullanacak olanlara lütfedilir. “Peygamber” kelimesi, topluma önderlik edip, başkalarının da yanılgılar ve cehalet cehenneminden kurtulmaları için çabalayan insanları ifade eder.

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 486

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir