İniş Koşulları [Yıldırım’ın Zikri/Allah’ın Emr’i]
"Şüphesiz Allah, bir toplumu değiştirmez, (onlar kendi) nefislerini değiştirmedikleri müddetçe."
Varlık Felsefesi. Varlık’ı ve varlıklar arasındaki ilişkileri inceliyoruz.
"Şüphesiz Allah, bir toplumu değiştirmez, (onlar kendi) nefislerini değiştirmedikleri müddetçe."
Kur’an, “sizi tanışasınız diye kavimler olarak halk ettik” der. Demek ki, her kavmin, diğer dünya toplumlarını/medeniyetlerini tanımak gibi bir sorumluluğu da bulunur.
Peki, söylenen hatalı bir söz söylemenin bedeli nedir? Âşıklar bilir ki, bunun cezâsı bir ömür sürer.
Yazılış’ın Katmanları’nda bahsettiğimiz gibi; Bilgi, katmanlarda geçerek Yazı’ya dökülür – yansır. “Yarattıklarının şerrinden”, “Felak’ın Rabb’ine sığınırım”. Bu sebepten; Varlık’a rücu etmek gerekir, bunun için de bir önceki katmana nazarımızı çevirmemiz gerekir, ta ki Kaynak’ına varıncaya kadar. Yol uzun olabilir, fakat…
Önce parçalara böler, sonra da (kendi) böldüklerini toplar. Sonra da sorar: “Neden bu işlemlerin sonu gelmiyor?”
İnsan’a öğreten Rabbi’dir. Bir beşer, bir beşere bir Harf dâhî öğretemez. Şu hâlde, okulun amacı nedir?
Mesleklerin, İlâhî Sıfatlar ile olan bağıntısına değinmiştik. Şimdi de bir örnek üzerinden, Jung’un Kollektif Bilinçdışı dediği şeyi inceleyelim.
Düşünce’yi toparlayamamak, esasen onu tevhid edememek anlamına gelir. Şu hâlde, insan nasıl huzur bulabilir?
İnsanın Yanılgı’ya düşmesi demek, kesrette kaybolması, Vahdet’i idrak edememesi/görememesi anlamına gelir. Bunu Akademik cihetten inceleyelim.
Bilgi, bizzat varlıktır. Başka bir deyiş ile, biz olduğumuz şeyin bilgisine sahibiz; veya bizzat o bilginin kendisiyiz.