Bismillahir rahmanır rahîm
Rahman Rahîm Allah’ın adı ile başlarım bu söze.
Yeniden Yaradılış, kesin bir iman umdesidir ve Cennet’e girmenin/alınmanın/kabulün şartları arasında yer alır. Bu mesele üzerine biraz düşünelim. Şüphesiz, bu, tefekkür zamanını/vaktini hak eden bir meseledir.
İnsan hata yaptığında, nereden başlar? Hatasını fark eder, tövbe eder ise yeni-baştan başlar. “En-baş”tan demedik. Çünkü o, artık hatasından ders alıp, bu Yeni-baş(langıç)’tan devam eder. Yani, baştan başlamıştır olaya ama edindiği tecrübe aktarılmıştır. Allah, tövbesinin karşılığı olarak onu (tecrübeyi) hıfzetmiştir. Yani Hafıza’sında muhafaza etmiştir, keza Allah Hafız’dır.
İşte Yeniden Yaradılış bunun gibidir. Daha doğrusu, bu yazdığımız da bir yeniden yaratılış çeşididir. O, İlâhî İlke’nin, SÜNNETULLAH’a uyan bir tecellisidir. “Allah’ın Sünnet’inde bir değişme bulamazsın.” (Fetih/23)
SÜNETULLAH’tır (Allah’ın Yasası’dır) öteden beri süregelen. SÜNNETULLAH’ta asla bir değişiklik bulamazsın.
Fetih Suresi 23. Ayet
O zaman, Âhiret için de genel olarak bu kural geçerlidir; gerek bugün-yarın ilişkisinde, gerek “bu yaşam-öteki yaşam” bağlamında. Değişen şey belki de gideceğimiz âlemin varoluş koşulları diyebileceğimiz şeydir, fakat İlke değişmez. Demek ki Allah, bize burada öğüt veriyor ki, orada zelil/rezil-rüsva olmayalım.
Bunları
– yazdıklarımızı –
nereye getireceğiz, lafı?
Şöyle ki, aklımda bir Hayal var, ve bir Kapı açıp size bunu anlatmak isterim. Aslında, Hayal, Düşünce’nin yansımasıdır; düşünce de “düş”ten türemiyor mu zaten?
Bazı Rüya Âlemlerinde, Kahraman öldüğü zaman belirli bir “güvenli bölge”de dirilir. Burası genelde bir çeşit Tapınak olarak tasvir edilir ki Muhkem’leri temsil eder. Yani Muhkem Hüküm’leri, dolayısıyla Şeriat’ı. Ve bu Diriliş de Muhkem Hüküm’lere dahildir. Rüya Âlemi ifadesini genel mahiyette kullandık, keza bunlar bir Hikâye Yazımı ile de aktarılmış olabilir – mesela bir anime veya video oyunu olarak. Önemli olan Öz’ündeki (Yaratıcı) Düşünce ve niyettir.
Yeniden Diriliş Tapınağı’na benzer bir sembolizm de Kayıt Noktaları [Check-points] temsilinde görülebilir. Bunlar, Kahraman’ın – ölürse veya bir sebepten oradan yeniden başlaması gerekirse – rücu edebileceği Kayıt’lardır. Ki bu sembolizm özellikle İlim ve İlmî Tekâmül söz konusu olduğunda fevkalade önemli bir anlam kazanır.
Bu Sabit Anlam noktaları (Sabit Ayn’lar) için, ya da bunların Hayal’deki zuhurları/tecellîleri için, Tasavvuf’ta Müsemma da denilir. Bu özündeki Esmâ’nın (İsm’in) Hayal’deki tecellisidir. Ve Allah bizden bu (yitirdiğimiz) hazineleri bulmamızı istemektedir.
O zaman insan, minimum-asgarî bir (bilinç) seviyesine ulaşmalıdır ki, en azından yeniden başlayabilmelidir. Bunun içinse, aşikâr ki Yeniden Yaradılış’a ve Âhiret’e inanmalıdır. (Çünkü bunlar zaten aynı bir-şeye karşılık gelir.) Hoş, bir kere Hakk’ın Nûr’u ile abdest alıp yeniden yaratılırsa, bu artık kesin ve net (yakînen bilinen) bir Bilgi’ye dönüşür. Bu da onu Kâmil bir İnsan hâline getirir.
02.03.2026