Rüyaların ve Masalların Dili’ni tesis etmek konusunda, biz yaşayanların çektiği belirli zorluklardan bahsedelim.
Doğal olarak, Şehadet Âlemi’nde yaşayan bir bireyin Yaşam Denilen Bağlam’ı, “duyu”lar esasında düşünürsek, cisimler ve madde dünyasıdır. Kısacası, yaşadığı dünyada beşerin “duyu”ları, ancak bunların suretlerini tecrübe etmesini sağlar, fakat sîretleri hakkında bilgi sağlamaz. Dolayısıyla, Dünya’yı tesis eden cümle varlığın anlamını idrak etmek/edebilmek, ancak bunlar Mânâ Dünyası’na nüfuz edebilmek ile mümkündür, ki İlim denilen şey de – esasında – budur.
“Kalp gördüğünü yalanlamadı” ve “Oku, Yaratan Rabbinin adı ile” ayetlerinde işaret edildiği gibi, İnsan’ın Mânâ Âlemi’nden bilgi edinmesi, ancak kendi-kendisini tanıması, İç Dünya’sını keşfetmesi ve Dünya’daki Yer’ini (Yaradılış’ını ve Fıtrat’ını) anlamak için yeni bir (Dil’sel) Bağlam inşa etmesi ile mümkündür. Kalp gördüğünü yalanlamaz ise, Kişi, İç Dünya’sında gördüğü Ayet’leri, Rabb’ine yönelerek okuyabilir. Peygamber’lerin/Nebi’lerin en büyük mucizesi, bu şekilde Âlem’i okumaları ve böylece (aksi takdirde açığa çıkamayacak) Mânâ’yı açığa çıkarmalarıdır. Kısacası, onlar olmasa, şu Evren içi boş bir cesetten ibaret olurdu, çünkü ona Anlam verecek kimse bulunmazdı. Bu sebepten, İnsan-ı Kâmil, Âlemlerin göz bebeği ve nurudur. Bu Ruhanî yön, özellikle Hz. İsa’nın şahsiyetinde kendisi vurgulayarak gösterir ve Kur’an’da (Hakk) der ki: O Allah’ın Ruh’u ve Kelime’sidir. Yani Hz. İsa, tüm Âlem’e anlam veren, onun Mânâ’sını kuşatan Kişi’dir, Ruhullah’tır (Allah’ın Ruh’udur). Ya da, diyebiliriz ki, Allah’ın Ruh İsmi’nin tecellisidir. Aynı zamanda Cem Makamı’nı temsil eder.
Bir önceki Yazı’da bahsettiğimiz gibi, Sınır-Durum’da söylenilen Sözler, her İki Âlem’e de etki eder, her iki âlemde de yankılanır. Bu, esasen Şehâdet Âlemi’nin Manzara’larının birer sembol olarak ele alınması, ve Misal Âlemi’ndeki bir gerçekliğe işaret edilmek için (Dil’sel) Bağlam inşa edilmesidir. Sınır-Durum, dediğimiz şey, aynı zamanda Cem Makamı’dır veya diyebiliriz ki Cem Makamı bir Sınır-Durum’dur. Haç ve Çarmıh Sembolizmi, Dikey ve Yatay Eksen’lerin Kesişim’ini göstermesi ile bu Sınır-Durum’u temsil eder. (Evrensel bir İlke’ye işaret etmesi sebebiyle, tabii ki belirli organizasyonlara veya beşeri unsurlara (mesela kilise’ye) ait zannedilmesi büyük bir hatadır. Keza İlke, Evrensel’dir, beşerî değildir.) Hz. İsa’nın ifadesi ile: “Ezel’de ve Ebed’de Rabbimin Hükmü Bakî’dir.”
Sınır-Durum aynı zamanda şunu söylemektir: “İşte, ne olduğunuzu görün! Böylece yaşadıklarım, hanginizin zalimlerden olduğunu, hanginizin Rabbine boyun eğdiğini gösterecek.”
09.09.2025