Tao-culuktaki “otururken unutmak” felsefesi ile eksponansiyel fonksiyonun “hafızasızlık özelliği” arasında bağ kurulabilir mi?
Önce e sayısı/sabiti ile yazılan eksponansiyel fonksiyona bakalım. Şöyle ki; bir olayın gerçekleşme süresi ile ilgili hesaplamalarda sıkça eksponansiyel fonksiyonu kullanırız. (Özellikle mühendislik hesaplarında.) Her seferinde, olay öncekinden “bağımsız” düşünülür ve (mecazen) “sistemin unutan/hafızasız özelliği [memoryless property]” kabul edilir. Başka bir fonksiyon durumu için anlamsız veya saçma olabilecek bu ifade, esasen e sabitinin Metafizik Köken’inden kaynaklanır.
Fonksiyon’un Simülasyon’a (kuvvetleri) bağlaması, bununla alakalı olsa da, başka bir meseledir. Şu an, “uygulama” değil “teori (theoria)” ve Matematik Felsefesi kısmına bakıyoruz.
Metafizik açıdan durum şudur: “Allah aynı yere iki kere bakmaz.” Antik Yunan Felsefesi’nde geçtiği veçhiyle: “Aynı nehirde iki kez yıkanmaz”. Buna şu Ayet işaret eder: “Allah her an yeni bir şe’niyyettedir (realite’dedir)”.
e sabiti, kendisinden-kendisine tecellî fikrini formülize ettiği için, “hafızasızlık (memoryless)” özelliğine haiz olduğu söylenir. Aslında, bence “hafızasız (memoryless)” yerine “unutan (forgetting)” ifadesi daha makbuldür/uygundur. Çünkü… Unutuş, Allah’ın sâfî Hayy İsmi’nin bir sonucudur; fakat O aynı zamanda Kayyum-Hafız isimleri ile koruyup muhafaza da eder. Yani; “unutmak”, “hatırlayamamak” demek değildir. “Hafızasız (memoryless)” ifadesi, böyle bir çeşit anlam kaymasına sebep olur. Bu sebepten “unutan (forgetting)” ifadesi daha uygundur.
Yani… biz o Merkez Nokta’ya her nazar ettiğimizde, yeni bir Hayy tecellîsi ile Allah Zâhir olur.
Peki, ya Tao-cu literatürdeki – yazının başında değindiğimiz – “otururken unutmak” ifadesi ne olacak? Şöyle ki; bu aslında İdrâk’i Hayy kılmak demektir. O zaman Kişi, Ezel’de ve Ebed’de Hakk’ın Murâd’ının Mutlak olduğunu keşfeder. Bu da, aslında zamana bağlı önemsiz detayların “unutulması” anlamına gelir; fakat “hatırlanamaz” anlamına gelmez.
Bir de misal aleminden misal getirelim. Şövalye’nin yaptığı, esasen, hep aynı vuruş hareketidir. Formu ise (eksponansiyel fonksiyon gibi) spiraldir. Bu formun temel Nazariyat’ını [Theoria Fundamentum] (veya Nazarî Temel’ini) anlayan Kişi, artık onu sayısız özel duruma uyarlanabilir. O zaman, diyebiliriz ki, bu Nazariyat üzerinden pek çok farklı Manzara’ya Nazar eder/edebilir.
Erenlerin nazarı (da) böyledir ve onların (İnsan-ı Kâmil’in) Nazar’larını çevirdiği yerde (Ezelî ve Ebedî Hikmet’e dayanan) yeni bir Dünya inşa olur. Bu bakımdan; İnsan-ı Kâmil, Âlemlerin Yüce Mimarı’dır.
07.07.2025