Bilişler Diyalektiği [Allah’ın Nazar’ı]

Allah’ın Nazar’ı, muhakkak biz beşerlerden farklı olsa gerek. Bu, Allah’a hiçbir şeyin zor gelmeyişi ile de alakalıdır. Çünkü Allah, sadece bilir durumda değildir, Bilgi’nin de Yaratıcısı konumundadır. Ve önceden bahsettiğimiz gibi, her varlık O’nun bir Kelimesi olarak düşünülebilir. Şayet bu durumda da, Allah’ın yaratması ile yarattığını anlaması aynı-bir-şey olmaktadır. Bunun izlerini Kur’an’da da görürüz: O Semî-Basir’dir, Semî-Âlim’dir. Bilmek, hep İşitmek’ten sonra gelir. Yani O, kendi Kelâm’ını iştir, işittiği Kelime ise o varlık ile özdeştir, ve Allah böylece bilir. Allah’ın bilmesi, O’nun “tanıması”dır; ve Allah’ın Seni tanıması sana varlık vermesidir ve Dost’unun Seni tanıması gibidir. Şayet Allah’tan başka Dost yoktur, O’nun bir ismi de Velî’dir.

O zaman anlayalım ki, Allah için; tanımak, tanışmak, yaratmak ve bilmek aynı şeydir. Bu yüzden O’nun için zorluk yoktur. Çünkü zorluk, esasen ayrı(k)lıktan kaynaklanır. Kur’an bu sebepten Hz. Peygamber’den mucize (“ayet”) talep eden müşrik zihniyeti lanetler. En büyük mucize zaten Dost’unun Kelâm’ı değil mi? Eğer bilseydin, Seni zaten O var etmişti!

Bilenler için… bu mucize talepleri ancak bir nankörlük ve edepsizliktir. “Keşke bilselerdi…”

Buradan sonra, şimdi şu konuya değinebiliriz: Peki, bilmek/öğrenmek neden beşere zor gelmekte veya gelebilmektedir? Din, Fıtrat olduğuna göre, ve İnsan’ın fıtratına mükemmelen uyan hiçbir şey İnsan’a (zihinsel manada) zor gelmeyeceğine göre… bu “zorluk” meselesi İblis ile alâkalıdır. Yani bizi “zor durumda” bırakan şey kendi nefsimizin heva ve hevesleridir. Şu dua buna işaret eder: “Bize en kolay olanı kolaylaştır ve en zor olanın kolaylaşmasından bizi koru.” Bu zorluk/zorlaşma/zorlanma meselesini İnşAllah daha açıklayarak inceleyeceğiz, ama şimdilik, acele etmeden onun Ontololojik temellerini atmış olalım. Zira “zorluk” oluşumu, aynı zamanda acelecilik meselesi ile ilişkilidir.

Aceleyi isteyen cehennemi ister.

Kim aceleyi ister oldu, hızlandırdık ona, onun içinde, dilediğimiz şeyi, dilediğimize. Sonra yaparız ona cehennemi, ona girer, kınanmış ve kovulmuş olarak.

İsra Suresi 18. Ayet

Acelecilik nedir? Esasen Sünetullah’ın inkârıdır. Her şey, her oluş bir Zaman almıyor mu? O zaman, acelecilik ben-merkezcilik’ten kaynaklanır ve Kişi’yi dalalete/gaflete düşürür. Bu durumda(ki) Kişi, Zaman’ın doğal akışını ve ritmini idrak edemez; sonuç olarak da Yaradılış hakkında Yanılgı’’ya düşer. Hatta bu, beşerlerin cinayetine kadar gider. Sonuçta rızkı veren Allah’tır, fakat kâfirler rızık endişesine o kadar batar ki, hiçbir şekilde VarlıK’ı anlama çabasına vakit ayıramazlar. Oysa İnsan’ın hem tefekküre (ve ibadete) hem de gündelik işlerine ayıracak vakti vardır, fakat “tekasür (arttırma telaşı) sizi oyaladı” (Tekasür/1).

Şüphesiz siz, Allah’ın altında birtakım putlara kulluk ediyorsunuz ve bir yanılgı üretiyorsunuz. Allah’ın altında kulluk ettikleriniz, sizin için hiçbir rızka mâlik değildir. Artık rızkı Allah’ın indinde arayın; O’na kulluk edin ve O’na şükredin. O’na rücu edeceksiniz.

Ankebut Suresi 17. Ayet

Peki tüm bunların Bilişler Diyalektiği ile alâkası nedir? Şöyle ki, “varlık olarak Bilgi” de zuhuru için Zaman’a ihtiyaç duyar. Evet, Allah “ol der oldurur” fakat beşer için aynısı söz konusu değildir. Bizim için Bilgi’nin tecellîsi, aynı zamanda bir hazm, yani onu kendi varlığımızda sindirme meselesidir. Böylece o, bir besin/gıda gibi bize katılır ve içselleştirilir. Bilginin kişiye faydası ancak bu şekildedir. İnanmayanlar ise “hemen sonuç görmek (çıkar elde etmek)” istedikleri için Yanılgı’ya düşerler ve Sonsuz Bilgi’nin Kaynağı’ndan ayrı kalırlar. Onlar, Okuma’yı bir çalışma olarak görmezler, bu yüzden cahil kalırlar.

İlk ölümümüzden başka, azaba uğratılacaklar da olmayacağız
Gerçekten bu en büyük başarıdır
Bunun misli (değerinde olan) için çalışanlar çalışsın

Saffat Suresi 59-61. Ayetler

23.02.2026

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 683

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir