Elif Lam Mim
Ali İmran Suresi 1-6. Ayetler
Allah, ilahlar yok sadece O Hayy Kayyum’dur.
İndirdi sana Kitap’ı hak ile doğrulayıcı olarak kendinden öncekini, ve Tevrat’ı ve İncil’i de O indirmişti
Önceden insanlar için bir hidayet ve Furkan indirdi, şüphesiz Allah’ın ayetlerini örtenler (kâfirler) için şiddetli bir azap vardır, Allah AzizunZuntikam’dır (Aziz-İntikam Alan’dır)
Şüphesiz Allah’a, O’na gizli kalan hiçbir şey yoktur; ne yerde ne de gökte.
O’dur sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren, ilahlar yok sadece O Aziz Hakim’dir.
Hz. Kur’an’ın kendisi için ne dediğine bakalım. O, kendisinden önce gelmiş olan Tevrat ve İncil’i tasdik eden bir kitaptır. O zaman denilebilir ki, Kur’an, Hz. Musa Şeriatı’nı ve Hz. İsa’nın Kelâm’ı gibi Ruhullah’ı miras alır. Hâl böyle iken; Kur’an, Nebîler Mirası’nın tamamlayıcısı konumundadır. Bununla beraber, Nebiler tarihinde (Zaman’da) geriye gittikçe/baktıkça, Tebliğ’in daha ilksel formlarını buluruz. Bu, ancak Kur’an’ın rehberliğinde yapılabilir ve Kur’an bu anlam/tebliğ/vahiy arkeolojisini teşvik eder. Diğer/önceki peygamberlerin sıklıkla anlatılması bu çıkarımı yapmamıza vesile olur.
O indirdi sana Kitap’ı. Onun bazı âyetleri Muhkemdir (ki) onlar Kitabın anasıdır. Diğerleri de Müteşâbihdir. Kalblerinde eğrilik olanlar, fitne aramak için onun müteşâbih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun te’vilini Allah’tan başka kimse bilmez. İlimde rüsuh sahibi (ilimde ruhsat sahibi) olanlar: “İnandık ona, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. Ül’ül Elbâb’dan (derin kavrayış sâhiplerinden) başkası düşünüp öğüt almaz.
Ali İmran Suresi 7. Ayet
Musa Şeriatı’ndan kalan bilgi kalıntılarından birisi, bir Metafizik Anlam Diyagramı olan Hayat Ağacı’dır. Hz. Musa Şeriatı’nın bilgisi bu Metafizik Şema’dan türer.
Metafizik olan Allah Hayy-Kayyum isimleri ile Diri ve Kaim’dir. Yani bu Şema, statik/sabit bir görselden ibaret değildir. Aksine, (mukaddes ilmin tüm sembolleri gibi) dinamik/canlıdır. Burada kastedilen şey, O’nun ancak canlı/diri bir zat tarafından, bizatihi yaşanarak okunabileceğidir. Yani, Hayat Ağacı’nın okunması, O’nun yaşanmasıdır.
Kabalistik Gelenek’te, bu Şema daha direkt olarak sunulur. Kur’an’ın içinde ise sırlanır ve Yolcu’nun/Okuyucu’nun tecrübesi üzerinden anlatılır; çünkü O’nu anlamanın tek yolu zaten Kişisel Tecrübe ve imandan geçer. Dolayısıyla; Kur’an, Musa Şeriatı’nı tasdik eder yani kendi içinde sırlar. Ayrıca, Hayat Ağacı tamamen müteşâbih olduğu için, “kalbinde bir hastalık olanlar” onu kendi çıkarlarına uydurmak ister. Bu, aynı zamanda “Musevî’lerin Yahudi’leşmesi” meselesi ile ilgilidir. Onlar Şeriat’larına uymadılar ve Bilgi’yi kendi samimiyetsizlik, zulüm ve hubb u riyaset (baş olma sevdası) hastalıkları ile yozlaştırdılar. Müteşabih-Felsefi olanı bu şekilde yozlaştırdıkları için dalalete düştürler. Bu ebediyyen onların cezası olacaktır.
Tevbe edenlere ise Allah Gafur Rahîm’dir.
Biz imanda derinleştikçe, Enbiya’nın İlm’inde de derinleşiriz. Bu, İlk Ayet’in Emr’idir ve “Yücedir Allah, Hak Melik (Melik-ul Hakk). Kur’an hakkında aceleci olma, sana vahyi tamamlanmadan önce, ve de; Rabbim, ilmimi artır. ” (Taha/114) ayeti bunu destekler. Peki, okumayanlara biz ne diyelim?
Dolayısıyla; sanılanın aksine (Nebevî) Tarih, muhkem olduğu kadar müteşâbihtir de. Bu yüzden Medeniyet Tarihi ve Felsefesi de çoğunlukla müteşâbihtir ve Metafizik kökenlidir (yani İlâhî kökenlidir). Tarih’ten Tek-İlah’ı soyutlamak çabası/denemesi ise, geriye sadece kan dökücülükten ibaret olan beşeriyyet’i bırakır. Yani sıkıcı bir beşerî iktidar çatışması hikâyesini… Günümüz (modern) tarih anlayışı bu sebepten çok sıkıcıdır. O (modern tarih anlayışı), Dünya’yı ruhsuz birer çıkar ilişkileri ağı olarak görür ve Ruh’un ikamet ettiği (Ruh barındıran) her şeyi inkâr eder.
15.12.2025