Müteşâbih ve Muhkem İnsan

Sezgi nedir? Analiz nedir? Ve daha ilerisi için, bu ikisi arasındaki ilişki nedir – nasıl en-iyi’leştirilebilir?

Sezgi nedir? Analiz nedir? Ve daha ilerisi için, bu ikisi arasındaki ilişki nedir – nasıl en-iyi’leştirilebilir?

Sezgi’den başlayalım. Çünkü bilgi edinmeye de onunla (sezerek) başlarız. Sezgi, olayları kendi bütünlükleri içinde Bilgi’ye dönüştürür – Veri’ye değil, Bilgi’yee. Bu Bilgi, bir Bütün’dür, yani “parçasız”dır. Dolayısıyla, “parçalı-şeyler” gibi, mesela mekanik veri(si) gibi “parçaların-ilişkisi” olarak anlaşılamaz, yani bu minvalde/şekilde düşünülemez/düş’lenemez. Fakat Sezgisel Bilgi, ancak bir Bütün olarak düşünülebilir; dolayısıyla bu sebepten, ancak Bütün bir Manzara olarak düşünülebilir/düş’lenilebilir. Bu (Basit) Manzara (tek-bir-şeydir ve) bir Kelime ile eş-li’dir. Eğer bir (Sıfır’dan) Say’ın Eser’i ise, aynı zamanda bir Sayı ile eş-li’dir.

Manzara, “betimlenebilir” ve/ya “tasvir edilebilir”; fakat Manzara, “Görülen-bir-şey”dir ve bu sebepten Manzara Tasviri de ancak “işaret edilebilir”, ki bu durumda İç’erisi’’nde taşınan Bilgi’nin aktarımı direkttir ve aşamalı bir öğrenim süreci barındırmaz. Gene aynı sebepten; aktarılan Bilgi’nin “ham” oluşu sebebiyle, anlaşılırlığı Okuyucu’nun (temkin ve tedbiri ile) onu ne kadar özümseyebildiğine bağlıdır.

Bu şekilde Müteşâbih Bilgi – yani teşbih ile aktarılan Bilgi – açıkça fiziksel/maddi/somut bir şey(in) tasviri olmadığı için, Benlik onu sindirmek (ve bilinç parçalanmasına maruz kalmamak/uğramamak) için (Hz.) Zaman’a ve (Hz.) Dünya’ya ihtiyaç duyar. Yani Sembolik Bilgi’yi, Gerçeklik içinde – Şeriat’ın ve Din’in koruma altında – tecrübe etmeye ihtiyaç duyar; ki ayn’el yakîyn (Görülen Bilgi) hakk’el yakîyne (Yaşanan Bilgi’ye) dönüşsün. Şeriat olmazsa, temel ahlâk kuralları olmazsa, Kişi sapkınlığa düşer ve Zihn’ine etki etmek isteyen alt-manevi etkilere (heva ve heveslerine, ve bunları kullanmak isteyen İblis’e) karşı savunmasız hâle gelir.

Bu özümseme/özümleme sürecinin zaman almasından ötürü, müteşâbih olan fazla böz önünde tutulmaz; çünkü çoğunluk (Şeriat’a uymaktaki eksikliklerinden/yetersizliklerinden ötürü) onu zaten anlayacak donanıma sahip değildir. Müteşabih olan, ancak Ül’ül Elbâb’ın anlayışına tam olarak açıktır/açılır. Dolayısıyla (müteşâbih olan ayetleri/işaretleri anlamak) asgari/minimum “cennetlik olma” koşullarına dâhil değildir. Gene de, müteşâbih/sembolik olanın varlığını kabul şarttır ve onun tam-inkârı Yobazlık’a yol açar – ki bu da zulüm’dür. Onu bilmemekle onu inkâr etmek farklı şeylerdir.

Şimdi, buraya kadar Sezgi’nin ve Müteşâbih Olan’ın yolundan bahsettik. Bu Mümkün (Hak) Mânevî Yol’un İnsan’ı da Müteşâbih olur, dolayısıyla Müteşâbih Olan’ın (davranışsal) özelliklerini [uniqueness] taşır. Mesela, gözlerden uzak olmak ve kendisini Bilgi Edimi’ne adamak gibi.

Bu Yazı’nın Tarot Kartı [The Hermit] Münzevî Kartı’dır ve 9. Metafizik İlke’ye tâbîdir.

Kartlar Hakkına Notlar

Bu Yazı’nın Tarot Kartı [The Hermit] Münzevî Kartı’dır ve 9. Metafizik İlke’ye tâbîdir.

Ne var ki; Mânâ’nın direkt/dolaysız Okuma’sı ise 0. Kart olan Şaşkın Kartı’na tâbîdir. Bundaki “Şaşkınlık” [Hayret], Rüya’da olduğunun bilincinde olmanın ve Rüya’nın Sahibi olmanın şaşkınlığı olduğu için, bu İç Dünya’da bilgi edimi de (Münzevî’nin Sayı Sembolizmi’ne kıyasla) dolaysızdır/direkttir.

Şaşkın’ın Okuma’sı direkt/dolaysız olduğu için, O’nun için (okuduğu/gördüğü bilgi) “aşikâr”dır. “Aşikâr olan”, “açıklama”ya tâbî değildir. Dolayısıyla Rüya Karakterleri’nin kanıt taleplerine ancak bir Reddiye ile cevap verebilir. Mesela, LaİlaheİllAllah, gibi.

Aynı zamanda (o Zat), Rüya’nın Sahibi olmasından mütevellit, Rüya’nın Zaman’ının da Sahibi’dir, yani dolayısıyla (Hz.) Zaman’dır. Rüya O’nun Hayal’i olduğu için, aynı zamanda Rüya Dünyası da O’nundur, dolayısıyla O aynı zamanda (Hz.) Dünya’dır.

Dünya, diğer müsemmalara da ev sahipliği yapar, ve (bu bağlamda-ki) Ev Sahibi isterse diğer müsemmaları (“kartları”) ikame edebilir, yani kendisini onların hâline sokabilir/dönüştürebilir ve Aslî Kimlik’i (Zât’iyyet’’i) gene de bozulmadan aynı kalır.

Yazar ise Yazar olur.

04.12.2025

Kartlar Hakkında (Ek) Notlar

(Bu not kısmını, ayrıca numerik sembolizmin detayları hakkında yazdım – ki içimde kalmasın. (Bu not kısmı) asıl Yazı’ya bir ektir ve ona biraz daha derinlik katar ve Yazılış’ı hakkında sembolik dayanaklar sağlar. Okunması opsiyoneldir.)

…Bununla birlikte, Manzara’nın dolaysız görünümü/görünüşü 0. Kart olan Şaşkın Kartı’na tâbîdir. Metafizik anlamda Şaşkınlık/Hayret, (Kişi’nin) Rüya’nın Sahibi olduğunun bilincinde olmasından, ve tüm ruhaniyetini Rüya’ya (ve Rüya Karakterleri’ne) vermesinden kaynaklanır. Rüya Karakterleri, Rüya Sahibi’nin onların Kader’leri hakkında nasıl bilgi edindiğini anlamaz, fakat Rüya’nın Sahibi olan Zat için durumları ve hâlleri aşikârdır. Keza, onlar zaten O’nun İç Dünya’sında ikamet ederler ve (O’nun) ruhaniyeti sayesinde varlıkları kaimdir.

Münzevî’nin aksine Şaşkın, Sayı Sembolizmi gibi aracı dayanaklara ihtiyaç duymaz; daha doğrusu zaten Bilgi’nin kaynağı ve merkezi konumundadır. Dolayısıyla 0. (Sıfırıncı) eğitim metodu, sadece Reddiye’dir, yani Yanlışlama Metodu’dur. Din’de, bu LaİlaheİllAllah, kelâmı ile ifade edilir.

Münzevî’nin eğitim metodu ise İç’sel Sayım’dır; veya denilebilir ki “Rûh’un Say’ı”dır. Sonuçta, Başlangıç’a (“1”e) işaret eder ve Sınırsız (“0”) ile Sır’lanmıştır.

Toparlayacak olursak; Bilgi söz konusu olduğunda, Sayı Sembolizmi, Münzevî’nin (Kavramsal) Alanı’na aitken; Görü/Görüş/Görünüş yani Basit Manzara Seyri, Şaşkın’ın (Kavramsal) Alanı’na aittir.

05.12.2025

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 671

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir