İnsanı İnsan yapan en önemli özelliklerden birisi konuşan, Kelime’lerin bilgisini öğrenen bir varlık olmasıdır. Âdemî Nebi’den itibaren İnsan’a Kelime’lerin (mânâsının) öğretilmesi ile birlikte, Kelimeler sayesinde Medeniyet’i tesis ederiz.
Şair ölmedikten sonra...
Maceracılar Loncası [Adventurer’s Guild] esasen “misyonların/görevlerin toplanma yeri”dir; dolayısıyla “görev’lendirilen”lerin de “toplanma yeri”dir.
İslam’da (Yaratıcı) Merkez Allah’tır, Dayanak’lar (Sütun’lar) ise Kur’anî (Hakkânî) İlke’lerdir.
Arayan, aradığını nasıl bulacak?
Âlim, “işaret”leri okuyarak, İşaret Edilen’in ne olduğunu anlamaya çalışır; yani Ayet’ler üzerinden Rabb’inin Yaradılış’a/Yaradılan’a nasıl yol gösterdiğini okur.
Bir önceki Yazı’da bahsettiğimiz gibi, Sınır-Durum’da söylenilen Sözler, her İki Âlem’e de etki eder, her iki âlemde de yankılanır.
İşte Âhiret’e götüreceğimiz şeyler de böyle olsa gerek. Dua, Aşk, Zikir, Fikir ve Dost’un Sohbet’i. Gerisi iki alemde de palavra, teferruat.
Sembolik Varlık ve Mânevî Otorite’den bahsetmiştik. İnsan-ı Kamil’in Uyanış’ı, onun belirli bir Mahall’e İniş’idir; “İlâhî İdrak’in İnişi” anlamında.
Her Soru aslında bir Argüman olarak düşünülebilir. Seven sevdiğine sorar: “Beni seviyor musun?” Bu aslında bir argüman ve bir cevaptır.