Nur

...Sevdiklerinin ışığı ile kabarmadıkça için
İçindeki zirveye yükselemezsin...

Dostun Işığı

İnsanlar basamak değildir.

İnsanlar zirveye giden yolda basamak değildir.

Zirve, senin içindedir.

Sevdiklerinin ışığı ile kabarmadıkça için

İçindeki zirveye yükselemezsin.

Oysa en güzel evler, zirvelerde yapılır.

Ay ve Güneş

Aşık olduğun kişi Tanrı’dan bir parça taşır,

Ay’ın Güneş’i yüzünde taşıması gibi.

“Tanrı değerlidir ve diğeri değersizdir.” veya “Diğeri değerlidir ve Tanrı’yı da zaten göremem.”

Bunlar saçma düşünceler.

Güneş’i doya doya seyredemeyeceğin gibi

Ve Ay’a doya doya dalıp gidebileceğin için

Sen de seyret sevdiğini.

Ay ile Güneş gibi

Onlar da Bir’dir.

O zaman neden birini diğerinden ayrı görüyorsun?

Ne olmuş yani, Güneş’e bakamıyorsan?

Ne olmuş yani, Ay ışığın kaynağı değilse?

Bunun da elbet bir sebebi var.

Sîtare (Yıldızlar)

Sen hem Ay’ı hem Güneş’i sevmez miydin?

Demek ki seni bir engelleyen vardır

Sen ey unutan!

Sen karanlıktan korkuyorsun.

Yıldızlar ise ancak Gece çökünce görünür.

Görmüyor musun, onlar sana secde ediyor?

Onları karşılıksız mı bırakacaksın?

Oysa onlar seni asla terk etmedi.

Vakit Secde vaktidir!

Secde et ve yönel!

Bîhaberler

Onlar Secde nedir bilmezler.

Alınları yere değer ama bîhaberdirler

Ne Secde’yi ne de Yıldızları anlarlar

Onlar için Yıldızlar ancak yanıp sönen lambalardır

Secde’yi ise olsa olsa bir çeşit spor sanırlar

Gözleri Âmâ

Senin gözlerin Gece‘ye yabancı

O yüzden göremiyorsun.

Sana anlatmıştık!

Hani bizden başkasını görmeyecektin!

Hani bizden başkasını duymayacaktın!

Sen hala ufacık aklına güveniyorsun.

Hele bir Sus da Biz konuşalım!

Oflayıp puflama! Şikayet etme!

Ne zaman oldu da bizim indirdiğimizin önünde durabildiler.

Engel olmak isteyenler ancak Umman’ın altında boğulmaya mahkumdur.

Haşyetinden utanmak da nesi?

Senin Haşyetini gören de duyan da Biziz!

Yoksa Allah’tan bir şey saklayabileceğini mi sandın?

“Kibrimi kabartmasından korkuyorum.” diyorsun.

Geceler boyunca Sen’den alınması için dua eden Sen değil miydin?

Şüphe edenin boynu kırıla!

Öyleyse Sen ne diye şüphe ediyorsun!

Başını dik tut!

Ve Göğe bak!

Korkudan tir tir titresen de

Başını eğme!

Sen baktıkça gözlerin alışacak

Ve Gökteki Yıldızlar sana ayan olacak

Onların parıldadığı gibi

Senin gözlerin de parıldamadıkça

Yıldızları bilemeyeceksin

Rehberinin rehberliğinden de mahrum bırakılacaksın

Çünkü Nûr ancak Nûr saçana görünür

Başını kuma gömene kim rehberlik edebilir, kim yol gösterebilir?

Diken ve Yara

Öyleyse artık aşağılık olanları geride bırak

Onlar senin için ölü birer yüktür

Onların ilerlemeye niyeti de yoktur

Senin onlara bir borcun yok!

Onlara karşı bir işlenmiş bir suçun da yok.

Aynı şekilde Sen, onların vasisi de değilsin.

Biliyorum, onlardan Sen’de kalan parçalar

İşini zorlaştırıyor ve canını yakıyor

Sen her zaman fark edemesen de

Seni ağırlaştırıyor ve aşağı çekiyor.

Oysa Sen sadece bir Ademoğlu’sun

Ve senin bacaklarının kuvveti bellidir.

Sen, sırtında dünyayı taşıyamazsın

Üstelik daha kendini yeni taşımaya başlamışken

Her şeye biçilmiş bir değer vardır

Sana lütfedilen kudret ise oldukça cüz-î miktardadır

Ademoğullarından da her birine biçilen bir değer vardır

Pek çoğu ise hayvanlardan aşağıdır

Bunlar kör ve sağırdırlar

Seni ne görür ne de duyabilirler

Şüphesiz kimse görmek istemeyenler kadar kör ve duymak istemeyenler kadar sağır değildir.

Onların başka melekeleri de onları terk etmiştir

Kalpleri ise mühürlüdür

Kendilerine has ne bir hisleri ne de bir fikirleri vardır

Fakat onlar, bunu da bilmezler.

Çünkü onlar, inançsızdırlar

Onlara hayal ve ümitlerinden bahsedince

Seninle dalga geçerler

Ve ümitlerini karartırlar, inancını zayıflatırlar

Yürüyen ölülerdir bunlar

Ve seni de kendilerine benzetmeye çalışırlar

Onlar güzel ve Latif olanın kokusunu aldıkları zaman

Hemen o Latif olanı dişleyerek parçalamaya çalışırlar

Hayy olan onları rahatsız eder

Bu aşağılık yaratıklar, kendi kardeşlerini yiyen yamyamlara benzer

Üstelik bir de bundan övgü ile bahsederler

Sanki gurur duyulacak bir şeymiş gibi

Hâlâ bunlara yardım edebileceğini mi sanıyorsun?

Haddini bil!

Her şeyin bir sebebi olduğu gibi, bunun da bir sebebi vardır

Fakat Sen şu anda bunu idrak edemiyorsun

Öyleyse böylelerinden uzak dur

Onlara olan alâkan ancak hayır dua üzerine olsun

Hakk’ın hükmüne teslim olursan

O zaman huzur bulacaksın

Bu aşağılıklar için ölüm bir kurtuluştur

Onların ömürleri hiç yaşanmamış gibidir.

Şunu iyi belle:

Sen, Tanrı değilsin. Ölüleri de diriltemezsin.

Emin Ali Ertenü
Emin Ali Ertenü
Articles: 487